Takipsizlik kararı, Cumhuriyet savcısının soruşturmayı kamu davası açmadan sona erdirdiği karardır. Kanun bu işlemi “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” olarak adlandırır; KYOK kısaltması da aynı kararı ifade eder. Savcı, deliller dava açmak için gereken yeterli şüpheyi oluşturmuyorsa veya kovuşturma olanağı bulunmuyorsa bu kararı verir.
Kararın suçtan zarar görene usulüne uygun tebliği itiraz süresini başlatır. 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için süre iki haftadır. Suçtan zarar gören, kararı veren savcının yargı çevresine göre belirlenen sulh ceza hâkimliğine başvurur; dilekçesinde dava açılmasını gerektirebilecek olayları ve delilleri gösterir.
Takipsizlik kararının soruşturmadaki yeri
Ceza soruşturması bir suç işlendiği şüphesiyle başlar. Cumhuriyet savcısı olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığını, şüphelinin olayla bağlantısını ve dava açmaya engel bir durum bulunup bulunmadığını araştırır. Toplanan deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı iddianame düzenler. Deliller bu eşiğe ulaşmıyorsa veya dava açma olanağı yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.
Yeterli şüphe, dosyanın mahkeme önüne taşınmasını haklı kılacak yoğunluktaki şüphedir. Mahkeme delillerin mahkûmiyete yetip yetmediğini duruşmada tartışır; savcı ise dava açarken kesin ispat yerine bu eşiği arar.
Mahkûmiyet ve beraat hükmünü mahkeme, KYOK'u ise Cumhuriyet savcısı verir. Bu nedenle karar ceza mahkûmiyeti olarak adli sicile kaydedilmez; soruşturma dosyasının UYAP'ta görünmesi de sabıka oluşturmaz. Karar soruşturmayı sona erdirir ve aynı fiil nedeniyle yeniden dava açılmasını yeni delil ile hâkim kararı şartlarına bağlar.
Kararın iki hukukî dayanağı
CMK m. 172, kararı iki temel sebebe bağlar.
Deliller yeterli şüphe oluşturmuyorsa
Savcı, toplanan delillerin şüpheli ile suç arasında dava açmayı gerektirecek bir bağ kurmadığı kanaatine varabilir. Örneğin bir tanık yalnız başkasından duyduğunu aktarıyor, dijital kaydın kime ait olduğu belirlenemiyor veya banka işlemi suç olduğu ileri sürülen eylemle ilişkilendirilemiyorsa deliller yeterli şüphe düzeyine ulaşmayabilir.
Bu değerlendirme yapılmadan önce olayın özelliğine göre ulaşılabilir ve sonucu etkileyebilecek delillerin toplanması gerekir. Telefon kayıtları hiç istenmemiş, olay yerindeki kamera araştırılmamış veya doğrudan görgüsü bulunan kişi dinlenmemişse mesele yalnız “delil yetersizliği” değildir; yeterli bir soruşturma yapılıp yapılmadığı da tartışılır.
Dava açmaya hukukî engel varsa
Bazen delillerden bağımsız bir hukukî engel kamu davasının açılmasını önler. Şikâyete bağlı bir suçta süresinde şikâyet bulunmaması, dava zamanaşımının dolması veya kanunun aradığı bir kovuşturma şartının gerçekleşmemesi buna örnek olabilir.
Kararın gerekçesi bu ayrımı göstermelidir. “Delil yok” denilmesi ile “dava açmaya hukukî engel var” denilmesi aynı anlama gelmez. İtirazın içeriği de karardaki sebebe göre değişir. Delil yetersizliği gerekçesine karşı olay ve delil bağlantısı; hukukî engel gerekçesine karşı ise o engelin neden bulunmadığı açıklanır.
Bildirim ve kesinleşme
Savcılık kararı suçtan zarar görene, ayrıca soruşturmada daha önce ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirir. Tebligatta itiraz hakkı, süresi ve yetkili merci de gösterilmelidir.
Bildirim, suçtan zarar gören bakımından iki haftalık itiraz süresini başlatır. Kararın UYAP'ta görülmesi veya başka bir yolla öğrenilmesi usulüne uygun tebliğin yerini tutmaz; kişi yine de kararı öğrendiğinde tebligatı beklemeden başvurabilir.
Yargıtay, suçtan zarar gören bir kamu kurumuna karar tebliğ edilmediği dosyada KYOK'un kesinleşmediğini kabul etmiştir. Bu nedenle ilk kontrol edilmesi gereken belgelerden biri tebligat parçasıdır: Karar kime, hangi tarihte ve hangi başvuru bilgileriyle bildirilmiştir?
İtiraz hakkı
Kanun itiraz hakkını suçtan zarar görene tanır. Bu kişi, suç nedeniyle korunan hakkı doğrudan zarar gören kişidir. Mağdurun kendisi, kanunî temsilcisi veya vekili başvuru yapabilir. Bir olaydan yalnız dolaylı biçimde etkilenmek her zaman itiraz hakkı vermez; kişinin suçtan zarar gören sıfatı somut olay ve suç tipine göre belirlenir.
Şüpheli kural olarak kendisi hakkında verilen takipsizlik kararına itiraz etmez. Bunun sebebi kararın soruşturmayı onun yönünden sona erdirmesidir. Ancak kararda şüpheli olmayan bir kişinin yanlışlıkla şüpheli gösterilmesi veya kişi hakkında suçun sabit olduğu izlenimi bırakan ifadeler kullanılması farklı bir hukukî sorun doğurabilir.
CMK m. 171/1 uyarınca şahsî cezasızlık gibi bir nedenle savcının takdir yetkisiyle verdiği KYOK için olağan itiraz yolu uygulanmaz; karar metnindeki yanlış kanun yolu bildirimi de bu istisnayı değiştirmez.
İki haftalık süre
1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda süre, kararın suçtan zarar görene tebliğ edildiği günü izleyen günden başlayarak iki haftadır. Son gün resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün sonunda biter.
Tebligatta başvuru yolu, süre veya merci hiç gösterilmemiş ya da yanlış gösterilmişse bu hata önem taşır. Kişi kendi kusuru olmadan süreyi kaçırmışsa, şartları varsa eski hâle getirme talebinde bulunabilir. Yine de böyle bir ihtimalde gecikmeden hareket etmek gerekir; yanlış bildirim sürenin hiç önem taşımadığı anlamına gelmez.
Yetkili sulh ceza hâkimliği
İtirazı, KYOK'u veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliği inceler. Dilekçe bu hâkimliğe hitaben hazırlanır; soruşturma numarası, kararı veren başsavcılık ve karar tarihi açıkça yazılır.
Yetkili hâkimlik kişinin yaşadığı yere göre değil, kararı veren savcılığın yargı çevresine göre belirlenir. Örneğin kişi başka şehirde yaşıyor olsa da ölçüt, soruşturmayı sonuçlandıran Cumhuriyet başsavcılığıdır. Yargıtay, yeni delil üzerine yapılan bir başvuruda da ilk KYOK'u veren savcılığın yargı çevresini esas almıştır.
Dilekçede olay ve delil bağı
CMK m. 173/2, dilekçede kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin gösterilmesini ister. Bu nedenle dilekçe yalnız hukukî terimlerden veya “karar haksızdır” cümlesinden oluşmamalıdır.
- Savcılık kararı hangi olaya ve hangi gerekçeye dayanıyor?
- Kararda hiç değerlendirilmemiş veya yanlış değerlendirilmiş delil hangisidir?
- O delil, şüpheliyi isnat edilen fiille nasıl ilişkilendiriyor?
- Olayı açıklığa kavuşturabilecek hangi araştırma yapılmadı?
- Dava açmaya engel olduğu söylenen hukukî şart neden gerçekte mevcut değildir?
- İstenen sonuç eksik soruşturmanın tamamlanması mı, mevcut deliller nedeniyle itirazın kabulü mü?
Aşağıdaki tablo, soyut itiraz ile dosyaya özgü açıklama arasındaki farkı ve dilekçenin olay ile delil bağını nasıl kuracağını gösterir.
| Soyut kalan ifade | Açıklanması gereken husus |
|---|---|
| “Tanıklar dinlenmedi.” | Hangi tanığın olayı doğrudan gördüğü, neyi açıklayabileceği ve dosyada bu kişinin nasıl belirlendiği. |
| “Kamera kayıtlarına bakılmadı.” | Kameranın yeri, olay saatini görüp görmediği, kaydın hangi kuruma ait olduğu ve henüz elde edilme ihtimali. |
| “Mesajlar dikkate alınmadı.” | Mesajın tarihi, tarafları, isnat edilen eylemle bağlantısı ve kaydın doğruluğunun nasıl denetlenebileceği. |
| “Banka hareketleri suçun delilidir.” | İşlemin kime ait olduğu, olağan işlemlerden hangi yönüyle ayrıldığı ve iddia edilen suçla kurulan somut bağ. |
| “Zamanaşımı dolmadı.” | Fiilin tarihi, uygulanan suç maddesi, zamanaşımı süresi ve varsa süreyi kesen veya durduran işlem. |
Belge, kayıt, yazışma veya tanık bilgisi dilekçeye eklenebiliyorsa eklerin numaralandırılması yararlıdır. Dosyada zaten bulunan bir delil söz konusuysa belgenin soruşturma dosyasındaki yeri ve kararın bu delili neden karşılamadığı gösterilebilir.
Sulh ceza hâkimliğinin incelemesi
Sulh ceza hâkimliği incelemeyi dosya üzerinden yapar. Önce başvurunun süresinde ve itiraz hakkı bulunan kişi tarafından yapılıp yapılmadığına bakar. Ardından KYOK'un gerekçesini, soruşturma dosyasını ve dilekçede gösterilen olaylarla delilleri birlikte değerlendirir.
Hâkimlik, karar vermek için soruşturmanın eksik kaldığını görürse Cumhuriyet başsavcılığından belirli işlemlerin yapılmasını isteyebilir. Savcılık istenen araştırmayı tamamlar ve dosya yeniden hâkimliğe gelir. Hâkimlik bundan sonra itirazın kabulüne veya reddine karar verir.
Hâkim soruşturmayı bizzat yürütmek yerine sonucu etkileyen eksik işlemi başsavcılığa gösterir. Örneğin arayan numara belirlenmeden telefonla tehdit şikâyetinin kapatıldığı bir dosyada Yargıtay, temel araştırmaların tamamlanmasını sağlayan kaldırma kararını hukuka uygun bulmuştur. Hâkimlik, eksikliğin olayı aydınlatma veya yeterli şüpheyi değerlendirme işlevine bakar.
İtirazın kabulünün sonucu
Sulh ceza hâkimliği itirazı yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Kamu davası ise iddianamenin düzenlendiği anda değil, mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle açılır.
Kabul kararı Cumhuriyet savcısına iddianame düzenleme görevi verir; suçluluk konusunda hükmü delilleri duruşmada tartışan mahkeme kurar. İddianame önce mahkemenin kabul incelemesinden geçer. Bu aşamalar iddianame nedir ve ne zaman kabul edilir? başlıklı yazıda ayrıca açıklanmıştır.
Kesinleşen karardan sonra yeni delil
İtirazın reddiyle KYOK kesinleşir. Cumhuriyet savcısı aynı fiil hakkında kamu davasına yeniden yönelmek için yeterli şüphe oluşturabilecek yeni delil elde eder ve sulh ceza hâkimliğinden karar ister; yalnız kanaat değişikliği önceki kararı aşmaya yetmez.
Yeni delil yalnız karar tarihinden sonra oluşan delil değildir. Önceden var olduğu hâlde dosyaya alınmayan, savcılıkça görülmeyen veya hiç değerlendirilmeyen bir delil de diğer delillerle birlikte yeterli şüphe yaratıyorsa yeni delil sayılabilir. Yargıtay 2025 tarihli bir kararında, KYOK'tan önce dosyaya girmiş fakat savcı tarafından görülüp değerlendirilmemiş tanık anlatımları ile veri inceleme raporunu bu kapsamda değerlendirmiştir.
Yeni delil olduğunu düşünen suçtan zarar gören kişi, delili ve önceki kararla bağlantısını Cumhuriyet başsavcılığına sunmalıdır. Yargıtay 2024 tarihli kararında, doğrudan sulh ceza hâkimliğine yapılan başvurunun savcılığa gönderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Savcı yeni delilin yeterli şüphe oluşturduğu kanaatine varırsa, iddianame düzenlemeden önce CMK m. 172/2 uyarınca sulh ceza hâkimliğinden karar ister.
İtiraz da reddedilirseİtiraz reddedildi: Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru
Sulh ceza hâkimliğinin itirazı reddeden kararı kesindir; olağan yol burada biter. Şikâyet edilen olay kişinin yaşamına, vücut bütünlüğüne, cinsel dokunulmazlığına ya da ruhsal bütünlüğüne yönelikse suçtan zarar gören, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir. Anayasa Mahkemesi şüphelinin suçlu olup olmadığına karar vermez; devletin etkili bir ceza soruşturması yürütme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini denetler. Bu yükümlülük belirli bir sonuca ulaşmayı değil, uygun araçları kullanmayı gerektirir: soruşturma derhâl başlar, özenle ve süratle yürür, lehe ve aleyhe deliller toplanır, varılan sonuç ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklanır.
Mahkemenin 2022'den bu yana bu gerekçeyle verdiği ihlal kararlarının büyük kısmı kolluk ve cezaevi görevlilerine yönelik şikâyetlerle ilgilidir; ancak tehdit, cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı ve şüpheli ölüm gibi özel kişilere yönelik şikâyetlerde de ihlal kararları bulunur:
- Tanık dinlenmeden kapatılan tehdit şikâyeti. Kepsut'ta görülen bir yaralama davasında tanık, şüphelilerin başvurucuyu tehdit ettiğini anlatmış; mahkeme de tehdit için suç duyurusunda bulunmuştu. Başsavcılık hiçbir işlem yapmadan, duruşma tutanağında tehdit beyanı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi; sulh ceza hâkimliği itirazı açıklama yapmadan reddetti. Anayasa Mahkemesi, tanığın dinlenmemesini ve kararların gerekçesizliğini maddi ve manevi varlığı koruma hakkının ihlali saydı (İrfan Karaca, B. No. 2020/4536, 18.9.2024, §§ 15–17).
- Mağdurun engellilik raporu değerlendirilmeden kapatılan cinsel saldırı şikâyeti. Mağdurun yüzde 50 zihinsel engelli olduğunu gösteren sağlık kurulu raporu dosyada bulunduğu hâlde savcılık yalnız Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporuna dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi ve raporlar arasındaki çelişkiyi gidermedi. Anayasa Mahkemesi kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine, yeniden soruşturma yapılmasına ve mağdura 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi (B.D. ve K.D., B. No. 2019/23676, 19.3.2024, §§ 38–42). Bu dosyada itirazın reddi 3 Haziran 2019'da tebliğ edilmiş, başvuru 3 Temmuz 2019'da yapılmıştı.
- Gözaltında darp şikâyeti. Kolluk görevlileri hakkında verilen takipsizlik kararlarında Mahkeme, darp iddiasının, sağlık raporlarının ve görevlilerin anlatımlarının yeterince araştırılıp araştırılmadığına bakar (İbrahim Halil Baran, B. No. 2017/27013, 19.11.2020).
Başvuru dilekçesinde suçtan zarar gören, savcılığın yapmadığı somut işlemleri sayar: dinlenmeyen tanık, getirtilmeyen kamera kaydı, alınmayan adli tıp raporu, giderilmeyen rapor çelişkisi, cevapsız bırakılan itiraz gerekçesi. Aynı eksiklikler önce sulh ceza hâkimliğine verilen itiraz dilekçesinde yazılmış olmalıdır; Anayasa Mahkemesi derece mercilerine hiç sunulmamış şikâyetleri kural olarak incelemez. İhlal kararı verilirse dosya yeniden soruşturma yapılmak üzere başsavcılığa gönderilir. Şüpheli olarak gözaltına alınan veya tutuklanan kişinin takipsizlik kararından sonra isteyebileceği tazminat ise haksız tutuklama tazminatı yazısında anlatılmıştır.
Sık sorulanlarTakipsizlik kararı hakkında sık sorulan sorular
Takipsizlik kararı ne demek?Takipsizlik kararı, Cumhuriyet savcısının soruşturmayı kamu davası açmadan sona erdirdiği karardır. Kanundaki adı kovuşturmaya yer olmadığına dair karardır; KYOK kısaltması da aynı kararı ifade eder. Savcı, deliller yeterli şüphe oluşturmuyorsa ya da dava açmaya hukukî bir engel varsa bu kararı verir.
Takipsizlik kararı sicile işler mi?Hayır. Adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir (Adli Sicil Kanunu m. 4). Takipsizlik kararını mahkeme değil savcı verir ve bu bir mahkûmiyet değildir; soruşturma dosyasının UYAP'ta görünmesi de sabıka kaydı oluşturmaz.
Takipsizlik kararına itiraz süresi ne kadar?1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda süre, kararın suçtan zarar görene tebliğ edildiği günü izleyen günden başlayarak iki haftadır. Bu tarihten önce verilen kararlar için on beş günlük süre uygulanır. İtiraz, kararı veren savcının yargı çevresindeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.
Takipsizlik kararı ne zaman kesinleşir?Karar suçtan zarar görene usulüne uygun tebliğ edildikten sonra itiraz süresi içinde itiraz edilmezse ya da itiraz reddedilirse kesinleşir. Yargıtay, kararın suçtan zarar görene tebliğ edilmediği bir dosyada kararın kesinleşmediğini kabul etmiştir.
Takipsizlik kararına kim itiraz edebilir?İtiraz hakkı suçtan zarar görene aittir; mağdurun kendisi, kanunî temsilcisi veya vekili başvurabilir. Şüpheli, soruşturma kendisi bakımından sona erdiği için kural olarak bu karara itiraz etmez.
Takipsizlik kararına itiraz reddedilirse ne yapılır?Sulh ceza hâkimliğinin ret kararı kesindir. Yeni delil varsa Cumhuriyet başsavcılığına sunulur (CMK m. 172/2). Şikâyet kişinin yaşamına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına ya da ruhsal bütünlüğüne yönelikse ve soruşturma eksik yapıldıysa, ret kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir. Mahkeme tanığın dinlenmediği bir tehdit şikâyetinde ve mağdurun engellilik raporunun değerlendirilmediği bir cinsel saldırı şikâyetinde ihlal bulup yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi (İrfan Karaca, 18.9.2024; B.D. ve K.D., 19.3.2024).
Takipsizlik kararından sonra aynı olay için yeniden dava açılabilir mi?Karar soruşturmayı sona erdirir. Aynı fiil nedeniyle kamu davası açılabilmesi için yeni delil ortaya çıkması ve bu konuda sulh ceza hâkimliğinin karar vermesi gerekir (CMK m. 172).
YazarAv. Ertuğrul Targal
Targal Avukatlık Bürosunun kurucu avukatıdır. Meslekî ve akademik çalışmalarını ceza hukuku, ceza muhakemesi ve insan hakları hukuku konularında sürdürmektedir.
Başlıca hukukî kaynaklar
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 160, 170, 172 ve 173
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2015/4201, K. 2015/17262, 11.12.2015
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/7148, K. 2024/11184, 07.10.2024
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/17061, K. 2025/11024, 15.04.2025
- AYM, İrfan Karaca, B. No: 2020/4536, 18.9.2024
- AYM, B.D. ve K.D., B. No: 2019/23676, 19.3.2024
- AYM, İbrahim Halil Baran, B. No: 2017/27013, 19.11.2020
- AİHM, Cesur/Türkiye (k.k.), B. No: 27368/12, 19.9.2017
- Berrin Akbulut / Murat Aydın, “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar”, Adalet Dergisi, 2025/75, s. 53-91