Rehinle güvence altına alınmamış, vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun mal, alacak ve haklarını ihtiyaten haczettirebilir; vadesi gelmemiş borçta ise ancak borçlunun yerleşim yeri yoksa ya da mal kaçırma ve kaçma hazırlığı gibi hâllerde ihtiyati haciz istenebilir (İİK m. 257). Borçlu mallarını devrettiyse tahsil imkânı her zaman kaybolmaz: bağışlama ve ivazsız tasarruflar bir yıl, zarar verme kastıyla yapılan işlemler beş yıl gibi sürelerle tasarrufun iptali davasına konu olabilir (İİK m. 277-284).
Bu yazı, ihtiyati haczin şartlarını, teminat ve süre kurallarını, borçlunun malvarlığını alacaklılardan kaçırması hâlinde başvurulabilecek tasarrufun iptali davasını ve her iki yolun sınırlarını anlatır. Güncel bir Anayasa Mahkemesi gelişmesi için tasarrufun iptali ve İİK m. 278 yazımıza bakabilirsiniz.
Bu yazıda
- İhtiyati haciz nedir, hangi alacaklar için istenir?
- Karar mercii, deliller ve teminat
- İhtiyati haciz sonrası süreler
- Borçlu mallarını devrettiyse: tasarrufun iptali
- Hangi işlemler iptale tabidir?
- Dava kime karşı açılır, sonucu nedir, süresi nedir?
- Sık yapılan hatalar
İhtiyati haciz: alacağınızı teminat altına almak
İhtiyati haciz, alacak henüz tahsil edilmeden ya da takip kesinleşmeden borçlunun mallarının geçici olarak güvence altına alınmasıdır. Her ödeme gecikmesi aynı sonucu doğurmaz; alacağın türü, vadesi, rehin durumu ve kanuni koşullar birlikte değerlendirilir.
- Vadesi gelmiş para borcu: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta bulunan taşınır ve taşınmaz mallarını ile alacaklarını ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
- Vadesi gelmemiş borç: Yalnızca borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya ya da kendisi kaçmaya hazırlanır yahut bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebilir (İİK m. 257).
Karar, deliller ve teminat
İhtiyati hacze, İİK m. 50'ye göre yetkili mahkeme karar verir. Alacaklı, alacağı ve gerekiyorsa haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermek zorundadır; mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. Talebin reddi gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir (İİK m. 258).
İhtiyati haciz isteyen alacaklı, hacizde haksız çıkarsa borçlunun ve üçüncü kişinin uğrayacağı zararlardan sorumludur ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki teminatı vermek zorundadır. Alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz; ilam niteliğinde bir belgeye dayanıyorsa teminat gerekip gerekmediğini mahkeme takdir eder (İİK m. 259). Alacağı gösteren belge ile mal kaçırma endişesini birbirinden ayırarak hazırlık yapın; teminat ihtiyacını da baştan hesaplayın.
İhtiyati haciz sonrası süreler
- Alacaklı, kararın verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden infazını istemek zorundadır; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar (İİK m. 261).
- Dava açılmadan veya takibe başlanmadan önce ihtiyati haciz yaptıran alacaklı, haczin uygulanmasından ya da haciz tutanağının tebliğinden itibaren yedi gün içinde takip talebinde bulunmak veya dava açmak zorundadır; aksi hâlde ihtiyati haciz hükümsüz kalır (İİK m. 264).
İhtiyati haciz geçici koruma niteliğindedir; kesin tahsil kararı değildir. Borcun kesinleşmesi ve tamamlayıcı işlemler ayrıca gerekir.
Borçlu mallarını devrettiyse: tasarrufun iptali
Borçlu, alacaklılardan kaçmak için malını yakınına satmış veya bağışlamış olabilir. Her satış otomatik olarak geçersiz değildir; ancak İcra ve İflas Kanunu, alacaklıyı korumak için belirli devirlerin iptalini mümkün kılar. Tasarrufun iptali davasının amacı, kanunun saydığı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı, elinde geçici ya da kesin aciz belgesi bulunan her alacaklı ile iflas idaresi veya kanunda sayılan hâllerde alacaklılar açabilir (İİK m. 277).
Hangi tasarruflar iptale tabidir?
- Bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar (m. 278): Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy-üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, kayın hısımları, evlat edinen-evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasındaki tasarruflar bağışlama sayılır; sözleşme sırasında borçlunun pek aşağı bir fiyatla ivaz kabul ettiği sözleşmeler de aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayılır.
- Acizden dolayı butlan (m. 279): Borcunu ödemeyen borçlunun, hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden ya da iflasın açılmasından önceki bir sene içinde yaptığı bazı işlemler batıldır; örneğin mevcut borcu temin için verilen rehinler, para veya mutat ödeme vasıtaları dışında yapılan ödemeler ve vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler. Bu tasarruflardan yararlanan kişi, borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat ederse dava dinlenmez.
- Zarar verme kastı (m. 280): Malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemler, borçlunun mali durumunun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu şartla: işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olmalıdır. Borçlunun eşi, usul ve füruu, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ile evlat edinen veya evlatlığı, borçlunun durumunu bildiği varsayılır.
Dava kime karşı açılır, sonuç ne olur?
İptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır; ayrıca kötü niyetli üçüncü kişilere karşı da açılabilir. İptal davası iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmez (İİK m. 282). Mahkeme davaları basit yargılama usulüyle görür; iptale tabi tasarrufların konusu mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir (İİK m. 281). Dava sabit olursa alacaklı, davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisini kazanır; taşınmazsa üçüncü kişi üzerindeki kayıt düzeltilmeden o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK m. 283).
Süre: İptal davası hakkı, batıl tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş sene geçmekle düşer (İİK m. 284). Devir tarihini, bedeli ve taraflar arasındaki akrabalık veya iş ilişkisini içeren belgeleri erkenden toplayın.
Adım adım: alacağınızı korumak için ne yapabilirsiniz?
- Alacağın durumunu belirleyin: Alacak vadesi gelmiş bir para borcu mu, rehinle güvence altına alınmış mı, ilama ya da ilam niteliğinde bir belgeye dayanıyor mu? Teminat ve başvuru yolu buna göre değişir.
- Haciz sebebini belgeleyin: Vadesi gelmemiş borçta mal kaçırma, gizleme ya da yerleşim yerinin bulunmaması gibi somut olguları gösteren belgeler gerekir. Yalnızca şüphe yeterli değildir.
- Mahkemeye başvurun: Yetkili mahkemeye delillerinizle birlikte ihtiyati haciz talebinde bulunun; teminatı hazır tutun.
- Süreleri izleyin: Karar çıkınca on günlük infaz süresini ve haciz uygulandıktan sonra yedi günlük takip veya dava açma süresini takvime yazın.
- Devri tespit edin: Borçlunun tapu ve araç kayıtlarını, aciz belgesi veya haciz tutanağı tarihlerini karşılaştırarak devrin hangi süre içinde yapıldığını belirleyin.
İki yolu birlikte düşünmek
İhtiyati haciz, devir gerçekleşmeden önce borçlunun malvarlığını güvenceye almak içindir; tasarrufun iptali ise devir gerçekleştikten sonra devredilen mal üzerinde cebri icra imkânı sağlar. Tasarrufun iptali davasında alacaklı, iptale tabi tasarrufların konusu mallar için ayrıca ihtiyati haciz isteyebilir; bu durumda teminatın gerekliliği ve miktarı mahkemece takdir edilir. Davalılardan biri davacının alacağını öderse dava reddedilir ve hâkim masrafları duruma göre paylaştırır. Bu nedenle dava hedefinizin yalnızca malı geri almak değil, alacağınızı tahsil etmek olduğunu unutmayın.
Sık yapılan hatalar
- İhtiyati haciz kararının infazını kanuni süre içinde istememek.
- Takip veya dava açma süresini kaçırarak haczin hükümsüz kalmasına yol açmak.
- Haksız çıkma ihtimaline karşı teminat ve tazminat sorumluluğunu hesaba katmamak.
- Her devri otomatik olarak geçersiz saymak; devir tarihi ve bedeli incelenmeden dava stratejisi kurmak.
- Aciz belgesini almadan iptal davasına hazırlanmak.