Akrabam sürekli mesaj atıyor, durmuyor: bu suç mu?

Dolandırıcılık ve bilişimYazar: Hukuk Rehberi yayın ekibiYayın: Av. Ertuğrul Targal onayladı ·

Neden şimdi: Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin, uyarıya rağmen bir günde 45 mesaj atan kişi hakkındaki beraat kararını bozduğu 14 Ekim 2026 tarihli haberde aktarıldı.

Uyardığın hâlde sana ısrarla mesaj atan, arayan ya da seni rahatsız eden biri varsa bu davranış, şartları oluşursa suç sayılabilir. Türk Ceza Kanunu'nun 123. maddesi, yalnızca huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesini, gürültü yapılmasını ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasını suç olarak düzenler. Bu suç şikâyete bağlıdır; yani sen şikâyet etmezsen soruşturma yapılmaz.

Mesajların sayısı tek başına belirleyici değildir. Önemli olan, kişinin sırf seni rahatsız etmek amacıyla ve ısrarla davranmış olması ile senin bunu açıkça istemediğini daha önce belli etmiş olmandır.

Haberde ne anlatılıyor?

Aydınlık'ın 14 Ekim 2026 tarihli haberine göre, İzmir'de bir kişi akrabasına uyarılmasına rağmen aynı gün içinde 45 mesaj attı. İlk derece mahkemesi sanığa hapis cezası verdi. Bölge adliye mahkemesi ise mesajların aynı gün atıldığını ve rahatsız etme kastının bulunmadığını belirterek beraat kararı verdi. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu beraat kararını bozdu; mağdurun açıkça uyardığı hâlde mesajların sürdürüldüğüne dikkat çekti. Haberde, ilk derece mahkemesinin verdiği hapis cezasının onandığı aktarılıyor.

Bu, haberde aktarıldığı kadarıyla bir somut dosyadaki sonuçtur. Her olayda aynı sonuç çıkacağını göstermez; mahkeme her dosyada mesajların içeriğine, sıklığına ve uyarı yapılıp yapılmadığına bakar.

Hukuki çerçeve

TCK m.123 kapsamında ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya aynı maksatla başka hukuka aykırı davranışlar, mağdurun şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası gerektirir. Mesaj, arama ya da sesli not gibi farklı iletişim biçimleri bu çerçevede değerlendirilebilir.

Davranış bundan daha ağırsa başka bir madde gündeme gelir. TCK m.123/A, ısrarlı bir şekilde fiziken takip etmek ya da iletişim araçlarıyla temas kurmaya çalışmak suretiyle kişide ciddi bir huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratan kişi için altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörür. Hangi maddenin uygulanacağına savcılık ve mahkeme karar verir.

Şikâyet süresi

Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi altı aydır. Bu süre, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiğin günden başlar (TCK m.73). Yani mesajları fark edip kim olduğunu bildiğin andan itibaren altı ay içinde başvurman gerekir. Şikâyetten sonra vazgeçmenin sonuçları da vardır (aşağıdaki sorulara bak).

Adım adım ne yapabilirsin?

  1. Net bir uyarı yap. Mümkünse yazılı olarak "Bana mesaj atmanı ve aramanı istemiyorum" de. Bu uyarı, sonraki mesajların amacını göstermede önemlidir.
  2. Delil topla. Mesajların ekran görüntüsünü tarih ve saatleriyle al, numarayı ve gönderenin kim olduğunu not et. Mesajları silme; telefonunu da değiştirmeden önce yedekle.
  3. Şikâyet et. Cumhuriyet başsavcılığına, karakola ya da e-Devlet üzerinden ya da avukatın aracılığıyla şikâyette bulunabilirsin. Dilekçende olayı tarih sırasıyla yaz ve delilleri ekle.
  4. Koruma talebini düşün. 6284 sayılı Kanun, tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da kapsar. Hâkim, şiddet uygulayanın korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya başka surette rahatsız etmemesine karar verebilir (m.5). Tedbir kararı talebini hâkimden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden yapabilirsin (m.8).

6284 sayılı Kanun'da neden önemli?

Koruma Kanunu'nun amacı arasında tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması da sayılır (m.1). Koruyucu tedbir verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz (m.8). Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir; şiddet veya tehlike sürüyorsa süre ve biçim değiştirilebilir. Bu nedenle ceza davası beklenmeden de önleyici bir karar talep edebilirsin.

Sık yapılan hatalar

  • Uyarı yapmamak. Kişiye hiç durmasını söylememişsen kastı ispatlamak zorlaşır.
  • Delilleri kaybetmek. Konuşmayı silmek ya da hesabı kapatmak delili ortadan kaldırabilir.
  • Süreyi kaçırmak. Altı aylık şikâyet süresi geçince soruşturma yapılamaz.
  • Karşılık olarak sen de sürekli mesaj atmak. Bu, durumu karmaşıklaştırır ve delil değerini zayıflatabilir.
  • Akraba olduğu için şikâyetten çekinmek. Suçun şikâyete bağlı olması, yakınlık nedeniyle hakkını kullanmaktan vazgeçmen gerektiği anlamına gelmez; ama kararı sen verirsin.

Önemli not

Bu yazı genel bilgidir; somut olayında mesajların içeriği ve sıklığı sonucu değiştirebilir. Davranış tehdit, hakaret ya da şiddet içeriyorsa başka suçlar da gündeme gelebilir. Şikâyet dilekçeni vermeden önce bir avukata danışabilirsin. Mevzuata mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsin.

Video

“Anne, benim!” Oğlunun sesiyle aradılar, oğlu ise salonda maç izliyordu — video kapak görseli

“Anne, benim!” Oğlunun sesiyle aradılar, oğlu ise salonda maç izliyordu · 6 dk

Videonun metni

Akşam sekiz buçuk. Annenin telefonu çalıyor. Arayan sensin.

Senin sesin, senin "anne" deyişin: "Anne, başım belada, kimseye söyleme, hemen para lazım."

Tek bir sorun var: Sen o sırada salondasın. Elinde çekirdek, maç izliyorsun.

Peki bir anne, oğlunun sesini oğlundan ayırt edemiyorsa ne olacak? Bu ses nereden çıktı, o telefon açılınca ne yapmalı? Gel, baştan alalım.

Nuran Hanım altmış yedi yaşında, emekli öğretmen. Fatih'te üçüncü kat, asansörsüz. Oğlu Kaan pazar akşamları yemeğe gelir.

Nuran Hanım'ın telefonla ilişkisi özeldir. Yazı boyutu en büyükte, ses sonuna kadar açık. Telefonu kulağına değil, ağzına tutar; telsizle konuşur gibi.

Bilinmeyen numarayı her zaman açar, çünkü "belki hastaneden arıyorlardır". Hastaneden hiç aramazlar. Görüntülü aramada da sadece alnı görünür.

O akşam Kaan salonda maç izliyor, Nuran Hanım mutfakta dolma sarıyor. Telefon çalıyor: bilinmeyen numara. Açıyor tabii.

"Anne benim, Kaan. Telefonum bozuldu, arkadaşın telefonundan arıyorum."

Ses birebir Kaan. Aynı "anne", aynı yutulan harfler, aynı sabırsız nefes.

"Anne, kaza yaptım, karşı taraf para istiyor. Polis yanımda, uzun konuşamam. Babama sakın söyleme."

Nuran Hanım'ın elleri titriyor. Dolma yarım kalıyor, banka uygulaması açılıyor; şifre ancak üçüncü denemede tutuyor.

Ve tam o anda salondan bir ses: "Gooool, anne gol oldu!" Bir kulakta Kaan, öbür kulakta... yine Kaan.

Telefondaki Kaan devam ediyor: "Anneciğim, sizi bu saatte rahatsız ettiğim için gerçekten çok özür dilerim."

İşte orada her şey çözülüyor. Gerçek Kaan otuz iki yaşında ve hayatında bir kere "anneciğim" dememiş. Onun cümlesi bellidir: "Anne, yemek ne?"

Nuran Hanım telefona soruyor: "Oğlum, sesin niye bu kadar kibar?" Hat kapanıyor.

O ses nereden geldi? Kaan'ın geçen yaz sosyal medyaya koyduğu otuz saniyelik bir videodan: deniz, güneş, "Selam millet, burası cennet!"

Yapay zekâ, birkaç saniyelik bir kayıttan bile benzer bir ses üretebiliyor. Otuz saniye ona bol bile.

Yöntem hep aynı: Sesi sosyal medyadan ya da bir telefon konuşmasından al, yapay zekâyla taklit et, yaşlı bir yakını ara, panik yarat.

Konuşma kısa tutulur; ağlama, telaş, "polis yanımda" eklenir. Hattaki cızırtı, sesteki tuhaflıkları örter. Amaç tek: Düşünmene fırsat vermemek.

Ekim 2026'da haberlere yansıyan uyarıların özeti de bu: Sesin tanıdık gelmesine güvenme, aramayı doğrula.

Hukuken bu işin temelinde dolandırıcılık var. Banka ya da bilişim sistemleri araç olarak kullanıldıysa, nitelikli dolandırıcılık gündeme gelir.

Cezası üç yıldan on yıla kadar hapis ve adlî para cezası. Bu hâlde hapsin alt sınırı dört yıldan az olamaz.

Peki sesin kopyalanması? Kişisel verileri hukuka aykırı kaydedene bir yıldan üç yıla kadar hapis. Başkasına veren, yayan ya da ele geçirene iki yıldan dört yıla kadar.

Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı ifşa etmek de iki yıldan beş yıla kadar hapis gerektirir.

Ama sesin kişisel veri sayılıp sayılmayacağı ve hangi hükmün uygulanacağı, olayın ayrıntılarına göre savcılık ve mahkemece belirlenir. Her dosyada aynı sonuç çıkmaz.

KVKK da biyometrik verileri özel nitelikli sayar; bunların işlenmesi, kanundaki şartlar dışında yasaktır. Sesinin biyometrik veri olup olmadığı ise nasıl işlendiğine bağlı.

Sesin bir şirketin kayıtlarından sızdıysa, o şirket verileri korumak için teknik ve idari tedbir almak zorundaydı. Önce ona başvur; cevap gelmez ya da yetersizse, cevabı öğrendiğin günden itibaren otuz, her hâlde başvurudan itibaren altmış gün içinde KVK Kurulu'na şikâyet edebilirsin.

Şimdi telefon sana geldi diyelim. Önce kapat. Panik ve acele, yöntemin ta kendisi.

Sonra yakınını bildiğin, kayıtlı numarasından geri ara; açmıyorsa ortak bir tanıdığı ara. Ses artık kimlik kanıtı değil; doğrulama ikinci bir kanaldan yapılır.

Kart bilgisini, şifreni, telefona gelen doğrulama kodunu "acil durum" bahanesiyle kimseye verme. Ses ve video paylaşımlarını da mümkünse sadece tanıdıklarına açık tut.

Para gönderdiysen dekontla hemen bankanı ara, işlemin durdurulmasını iste. Arama kaydını, numarayı, mesajları sakla; Cumhuriyet başsavcılığına ya da emniyete suç duyurusunda bulun. Şikâyeti bekletme.

Ve en önemlisi, bunu annenle babanla konuş: Sadece sizin bildiğiniz bir doğrulama kelimesi ya da sorusu belirleyin.

Nuran Hanım'ın evinde bu toplantı ertesi pazar yapıldı. Gündem tek: "İlkokulda kedimizin adı neydi?"

Kaan özgüvenle: "Pamuk." Nuran Hanım: "Pamuk komşunun kedisiydi oğlum, bizimki Tarçın'dı." Kendi testinde ilk elenen, Kaan'ın kendisi.

Beş dakika sonra Nuran Hanım aile grubuna yazıyor: "Aile şifremiz Tarçın, kimseye söylemeyin." Grupta on bir kişi var; ikisi komşu.

Kaan "Anne, sil şunu!" diyor. Nuran Hanım siliyor: "Benden sil"e basarak.

Kural basit: Şifre yüz yüze konuşulur, hiçbir yere yazılmaz. Cevabı profilde duran bir şey de seçilmez; Tarçın'ın fotoğrafı zaten herkesin önünde.

Yeni şifre o akşam belirleniyor: Kaan'ın ilkokuldaki lakabı. Kaan itiraz ediyor, oy çokluğuyla kabul.

Bir sonraki pazar kapı çalıyor. "Anne, benim!" İçeriden: "Şifre?"

Kaan, elinde market poşeti, bütün apartmanın önünde bağırıyor: "Patates! Anne, ben Patates!" Yöneticinin kapısı aralanıyor.

Bu hikâye temsilîdir. Genel bilgidir; hukuki görüş değildir. Para gittiyse beklemeden bankanı ara, bir avukata danış.

Hukuk Rehberi YouTube kanalı · Genel bilgidir; hukuki görüş değildir.

Kısa sorular ve cevaplar

Birinin bana çok mesaj atması her zaman suç mu?

Hayır. TCK m.123, sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla ısrarla telefon edilmesini suç sayar. Mesaj sayısı tek başına yetmez; amaç, ısrar ve senin rahatsız olduğunu belirtmiş olman birlikte değerlendirilir. Ceza, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapistir.

Rahatsız etme dediğim halde mesaj atan akrabamı şikâyet edebilir miyim?

Evet. Akraba olması şikâyet hakkını ortadan kaldırmaz. Huzur ve sükûnu bozma suçu mağdurun şikâyetine bağlıdır; savcılığa ya da kolluğa başvurup mesajların ekran görüntülerini delil olarak sunabilirsin.

Huzur ve sükûnu bozma suçunda şikâyet süresi ne kadar?

Şikâyete bağlı suçlarda süre altı aydır. Süre, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiğin günden başlar. Bu süre içinde şikâyet etmezsen soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; bu yüzden gecikmeden başvurmak önemlidir.

Israrlı takip ile huzur ve sükûnu bozma arasındaki fark nedir?

Israrlı takip suçu (m.123/A), ısrarlı fiziksel takip ya da iletişim araçlarıyla temas çabasıyla kişide ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratmayı arar ve altı aydan iki yıla kadar hapis öngörür. Hangisinin uygulanacağına mahkeme karar verir.

Mesaj atanın bana yaklaşmasını ya da yazmasını yasaklatabilir miyim?

6284 sayılı Kanun tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da korur. Hâkim, korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya başka surette rahatsız etmeme gibi önleyici tedbirlere karar verebilir. Tedbir ilk defasında en çok altı ay için verilebilir.

Koruma kararı için delil veya belge göstermem gerekir mi?

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Yine de ekran görüntüsü gibi kayıtlar talebini güçlendirir. Talebi hâkimden, mülkî amirden ya da en yakın kolluk biriminden yapabilirsin.

Şikâyetimden sonra vazgeçersem ne olur?

Şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür. Hüküm kesinleştikten sonra vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. Vazgeçmeden önce sonuçlarını iyi düşün.

Yargıtay'ın bu kararı her dosyada aynı sonucu mu doğurur?

Hayır. Haberde aktarılan karar tek bir dosyaya ilişkindir. Mahkeme her olayda mesajların içeriğine, sıklığına, uyarı yapılıp yapılmadığına ve kasta bakar. Bu nedenle aynı sayıda mesaj her zaman mahkûmiyet anlamına gelmez.

Avukat bul: avukata ulaşma yolları

Dayanaklar

Genel bilgidir; hukuki görüş değildir.

Diğer güncel yazılar