IBAN Kiralama Davası: Zamanaşımı Kaç Yıl, Adli Sicil Kaydı Silinir mi, HAGB Memuriyete ve İşe Engel mi? TCK 66 ve 5352 (2026)

IBAN ve hesap paylaşımıYazar: Hukuk Rehberi yayın ekibiYayın: Av. Ertuğrul Targal onayladı ·

Neden şimdi: 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla eklenen TCK m. 158/4 ile HAGB kurallarında yapılan değişiklik ve 25 Aralık 2025'ten beri uygulanan 48 saatlik hesap askıya alma düzenlemesi, IBAN kiralama davalarının sonuçlarını gündeme taşıdı.

İddia edilen suç nitelikli dolandırıcılıksa dava zamanaşımı, cezanın üst sınırı on yıl olduğundan genel olarak on beş yıldır; ifade alınması, iddianame ve mahkûmiyet gibi nedenlerle kesilebilir ve en çok yarısı kadar uzar (TCK m. 66, 67). Adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet kaydedilir; hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı ise sicile işlenmez, yalnızca soruşturma ve kovuşturmada istenirse kullanılır (5352 sayılı Kanun m. 4, 6; CMK m. 231). Memuriyet bakımından dolandırıcılık ve aklama mahkûmiyeti ayrıca hak yoksunluğu doğurabilir (657 sayılı Kanun m. 48).

Bu yazı, IBAN kiralama davasında zamanaşımının nasıl hesaplandığını, hangi kararların adli sicile işlendiğini, HAGB ve hapis cezasının ertelenmesinin farkını, memuriyet ve özel sektör işine etkisini ve kayıtların silinme yollarını anlatır.

Bu yazıda

  • Dava zamanaşımı kaç yıl, ne zaman başlar?
  • Zamanaşımı hangi hâllerde kesilir ya da durur?
  • Ceza zamanaşımı ve tazminat zamanaşımı
  • Hangi kararlar adli sicile yazılır?
  • HAGB: sicile etkisi ve koşulları
  • Hapis cezasının ertelenmesi
  • Memuriyete etkisi
  • Özel sektörde işe etkisi
  • Kaydın silinmesi ve hakların geri verilmesi
  • Kaynaklar

Dava zamanaşımı kaç yıl, ne zaman başlar?

Kısa cevap: Cezanın üst sınırı beş yıldan fazla, yirmi yıldan az ise dava zamanaşımı on beş yıldır; nitelikli dolandırıcılıkta üst sınır on yıldır.

TCK m. 66/1'e göre kamu davası, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yılın, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda ise sekiz yılın geçmesiyle düşer. Süre hesaplanırken suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı esas alınır (m. 66/4). Bilişim sistemlerinin ya da bankaların araç olarak kullanıldığı nitelikli dolandırıcılık üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası öngördüğünden (TCK m. 158/1-f) üst sınır on yıldır ve bu hâlde on beş yıllık süre gündeme gelir. Süre, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden başlar; zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren işler (m. 66/6). IBAN kiralamada çok sayıda ayrı para hareketi bulunuyorsa suçun tek mi, zincirleme mi sayılacağı süreyi etkileyebilir.

16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla eklenen TCK m. 158/4, katkısı yalnızca hesabı kullandıracak bilgi ve araçları vermekle sınırlı kalan kişinin cezasını yarı oranında indirir. Bu indirimin zamanaşımı süresini kısaltıp kısaltmayacağı, cezanın üst sınırının nasıl hesaplanacağına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır; bu hesabı elinizdeki dosya ile bir avukata yaptırın. Yalnızca "on beş yıl geçti, kurtuldum" gibi bir varsayımla hareket etmeyin.

Zamanaşımı hangi hâllerde kesilir ya da durur?

Kısa cevap: İfadenin alınması, tutuklama, iddianame ve mahkûmiyet zamanaşımını keser; kesilme hâlinde süre en çok yarısı kadar uzar.

Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması ya da sorguya çekilmesi, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkûmiyet kararı verilmesi dava zamanaşımını keser (TCK m. 67/2). Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar (m. 67/3); ancak süre, kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar (m. 67/4). Dolayısıyla on beş yıllık süre için kesilme hâlinde toplam süre yaklaşık yirmi iki buçuk yıla kadar çıkabilir. Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınması ya da diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı olduğu hâllerde ve hakkında kaçak kararı verilmiş failler için süre durur (m. 67/1). HAGB kararı verilirse denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur (CMK m. 231/8). Kamu davasının açılmasının ertelenmesinde ise erteleme süresince zamanaşımı işlemez (CMK m. 171/4).

Ceza zamanaşımı ve tazminat zamanaşımı

Kısa cevap: Kesinleşmiş cezanın infazı için ayrı süreler vardır; mağdurun tazminat davası ise iki ve on yıllık sürelere tabidir.

Kesinleşmiş hapis cezaları belirli sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl, beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl (TCK m. 68/1). Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği günden itibaren işlemeye başlar (m. 68/5). Mağdurun tazminat isteği ise zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun süre uygulanır (TBK m. 72). Yani suçtan doğan tazminat istemi, ceza dava zamanaşımı süresi kadar canlı kalabilir.

Hangi kararlar adli sicile yazılır?

Kısa cevap: Yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir; HAGB ve kamu davasının ertelenmesi kararları sicilde ayrı bir sistemde tutulur.

Adli Sicil Kanunu m. 4'e göre kesinleşmiş hapis cezası mahkûmiyetleri, hapis cezasının ertelenmesi hâlinde denetim süresi ve cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu, adlî para cezasına mahkûmiyet ve kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar adli sicile kaydedilir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar ise ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere kaydedilir (m. 6/1). İdarî para cezalarına ilişkin kararlar adli sicile kaydedilmez (m. 5). Adli sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle ilgili kişiye veya vekiline ve kamu kurum ve kuruluşlarına verilebilir (m. 7); kişi kendi kaydını güvenli kimlik doğrulama araçlarıyla sorgulayabilir (m. 13/2).

HAGB: sicile etkisi ve koşulları

Kısa cevap: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında müsadere dışında hukukî sonuç doğurmaması demektir; denetim süresi beş yıldır.

CMK m. 231/5'e göre sanığa yüklenen suçtan dolayı hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; bu, müsadereye ilişkin hükümler hariç kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Koşullar şunlardır: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve suçun mağdura veya kamuya verdiği zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi (m. 231/6). Zararı hemen ödeyemezseniz, denetim süresince aylık taksitlerle tamamen gidermek koşuluyla da karar verilebilir (m. 231/9). Hapis cezası HAGB hâlinde ertelenemez ve kısa süreli ise seçenek yaptırımlara çevrilemez (m. 231/7).

Sanık beş yıl denetim süresine tâbi tutulur; bu süre içinde kasten yeni suç işlenmez ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulursa hüküm ortadan kalkar ve davanın düşmesine karar verilir (m. 231/8, 10). Süre içinde kasten yeni suç işlenirse mahkeme hükmü açıklar (m. 231/11). HAGB kaydı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenirse kullanılır (m. 231/13).

IBAN kiralamada alt sınırdan ceza verilir ve 158/4 indirimi uygulanırsa ceza, iki yıl sınırına yaklaşabilir; ancak bu mahkemenin takdiridir ve her dosyada ayrı hesaplanır. Bu yazıdaki hesaplar garanti değildir.

Hapis cezasının ertelenmesi

Kısa cevap: İki yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilir; ancak mahkûmiyet, erteleme hâlinde de sicilde görünür.

TCK m. 51/1'e göre iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir; bunun için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve mahkemede yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşması gerekir. Denetim süresi bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere belirlenir (m. 51/3); bu süre yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır (m. 51/8). Erteleme kararı verilmesi, adli sicilden tamamen silindiği anlamına gelmez; denetim süresi ve cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu adli sicile kaydedilir (Adli Sicil Kanunu m. 4/1-b). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile hapis cezasının ertelenmesi bu yüzden aynı şey değildir: birinde hüküm hiç hukukî sonuç doğurmaz, diğerinde mahkûmiyet vardır ama infazı ertelenir.

Memuriyete etkisi

Kısa cevap: Devlet memurluğuna girişte dolandırıcılık ve aklama mahkûmiyeti ile kasten işlenen bir yıl veya daha fazla hapis cezası engeldir; HAGB ise mahkûmiyet doğurmadığı için farklıdır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48/A-5'e göre memurluğa alınacaklarda; TCK m. 53'te belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak ya da dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi sayılan suçlardan mahkûm olmamak aranır. Bu nedenle dolandırıcılık veya aklamadan mahkûmiyet, kural olarak memuriyetin kapısını kapatabilir; "ceza ertelendi" demek tek başına bu engeli kaldırmayabilir. HAGB kararında ise kurulan hüküm sanık hakkında hukukî sonuç doğurmadığından (CMK m. 231/5) mahkûmiyet şartı oluşmaz. Ancak arşiv araştırmasında kişinin adli sicil kaydı yanında kesinleşmiş mahkeme kararları ile CMK m. 231/13 kapsamında alınan kararlar ve devam eden ya da sonuçlanmış soruşturma veya kovuşturmalar da değerlendirilir (7315 sayılı Kanun m. 4); yani HAGB kararı memuriyete girişte görünür olabilir. Kamu görevinde bulunuyorsanız, kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyet TCK m. 53/1-a gereğince kamu görevinden yoksunluk doğurur; ertelenmiş kısa süreli hapis cezasında bu yoksunluk uygulanmaz (m. 53/4). Kamu görevlilerine ilişkin disiplin süreçleri ayrıca yürüyebilir.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi görevlerde (güvenlik, kolluk, öğretmenlik, üst kademe yöneticilik gibi) bu süreç kesinleşmiş kararlar kadar devam eden dosyaları da kapsayabilir (7315 sayılı Kanun m. 3, 4). Kendi dosyanızda hangisinin uygulanacağını avukatınızla netleştirin.

Özel sektörde işe etkisi

Kısa cevap: Özel işveren sicil bilgisini kamu kurumu gibi doğrudan sorgulayamaz; kaydı sizin ibraz etmeniz gerekir ve HAGB kayıtları adli sicil belgesinde görünmez.

Adli sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle ilgili kişiye veya vekiline, kamu kurum ve kuruluşlarına ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilir (Adli Sicil Kanunu m. 7). Kişi kendi kaydını sorgulayıp sonucu ilgili mercie verebilir (m. 13/2). İşverenin sizden belge istemesi ayrı bir iş hukuku konusudur; bu yazıda ele almıyoruz. Bunun yanında adli sicil ve arşiv kayıtları gizlidir; görevlilerce açıklanamaz ve veriliş amacı dışında kullanılamaz (m. 11). Kişi hakkında alınacak bir karar veya yapılacak bir işlemle ilgili olarak yakınının adli sicil ve arşiv kayıtları, kanunda açıkça belirtilmedikçe istenemez ve bu bilgiler kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz (m. 10/2).

Mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak bazı meslek ve görevlerde de hak yoksunluğu doğabilir: kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyet; dernek, vakıf, şirket veya kooperatif yöneticiliği ya da izne tabi bir mesleği serbest meslek erbabı veya tacir olarak yürütmek gibi hakların yoksunluğuna yol açabilir (TCK m. 53/1-d, e). Ertelenmiş kısa süreli hapis cezası ve on sekiz yaşından küçüklerin fiilleri için bu hüküm uygulanmaz (m. 53/4).

Kaydın silinmesi ve hakların geri verilmesi

Kısa cevap: Cezanın infazı tamamlanınca kayıt arşive alınır; belirli süre geçince arşivden de tamamen silinir; hakların geri verilmesi için mahkemeye başvurulur.

Adli sicildeki bilgiler cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması ya da genel af hâllerinde silinerek arşive alınır (Adli Sicil Kanunu m. 9). Arşiv bilgileri, diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir (m. 12/1-c). TCK dışındaki kanunların bir mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir; bunun için cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmesi, kişinin bu süre içinde yeni suç işlememesi ve hayatını iyi hâlli sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşması gerekir (m. 13/A-1). Talep, hükümlünün veya vekilinin başvurusu üzerine mahkemece karara bağlanır (m. 13/A-3). Hakların geri verilmesi kararı, uygulamada hangi hak yoksunluklarını kaldıracağı bakımından somut dosyada değerlendirilmelidir.

Ne yapmalısınız?

  1. Dosyanızdaki iddianameyi ve olay tarihlerini avukatınızla inceleyin; zamanaşımını bu tarihlere göre hesaplayın.
  2. Zarar belliyse tazmin ve HAGB koşullarını değerlendirin; zararı belgeli ve avukat aracılığıyla ödeyin (TCK m. 168).
  3. Sicil kaydınızı e-Devlet üzerinden sorgulayarak mevcut durumu görün.
  4. Memuriyet ya da güvenlik soruşturması gerektiren bir başvurunuz varsa, hangi kararların aranacağını kuruma yazılı sorun.
  5. İfade öncesinde bir avukata danışın; yazışma ve belgeleri saklayın.

Sık yapılan hatalar

  • "On beş yıl geçti" diye zamanaşımına güvenip kesilme nedenlerini hesaba katmamak.
  • HAGB ile hapis cezasının ertelenmesini aynı sanmak.
  • Zararı gidermeden HAGB bekleyip koşulu eksik bırakmak.
  • HAGB kararının her yerde görünmeyeceğini düşünüp güvenlik soruşturmasını unutmak.
  • Denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işleyerek hükmün açıklanmasına yol açmak.

Bu yazı genel bilgidir; somut dosyanız için tüm belgelerle bir avukata başvurmalısınız. Güncel mevzuatı resmî kaynaktan kontrol edin.

Kaynaklar

  1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: m. 51, 53, 66, 67, 68, 158, 168
  2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu: m. 171, 231
  3. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu: m. 4-13/A
  4. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu: m. 48
  5. 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu: m. 3, 4
  6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m. 72

Video

“Ben Sadece IBAN’ımı Verdim” – Kiralık IBAN Suç mu, Ceza Ne, Şimdi Ne Yapmalı? — video kapak görseli

“Ben Sadece IBAN’ımı Verdim” – Kiralık IBAN Suç mu, Ceza Ne, Şimdi Ne Yapmalı? · 7 dk

Videonun metni

Şu an cebinde, 26 karakterlik bir şey var.

Ve o 26 karakter, bir sabah kapına polis getirebilir.

Şifren değil. Kart numaran değil.

IBAN’ın. Hani şu, “kızım at şuraya” deyip herkese verdiğin numara.

Emre’yi tanıyalım. Yirmi bir yaşında, üniversite öğrencisi.

Ay sonu geldi; kira var, fatura var. Annesi her akşam arıyor: “Oğlum, yemek yiyor musun?”

Yiyor anne. Makarna. Üç gündür aynı makarna.

Bir gece telefonuna bir mesaj düşüyor: “Evden ek gelir. Sadece hesabın yeter.”

Şimdi dur. Bir ilanda “sadece hesabın yeter” yazıyorsa, o işte çalışan sen değilsin; senin hesabın çalışıyor. Sen sadece kefilsin.

Emre soruyor: “Ne iş bu?” Cevap: “İş yok aslında kardeşim. Hesabına para gelecek, komisyonunu al, kalanını bize gönder.”

“Yasal mı?” “Herkes yapıyor.”

Bizde “herkes yapıyor” iki yerde doğrudur: düğünde halayda, bir de başını belaya sokacak işlerde. Bu, halay değil.

Ve Emre, o 26 karakteri gönderiyor.

Peki ne olabilir ki? Sadece bir numara verdi, değil mi?

Değil. O numara şu an, başka birinin hayatının en kötü gününe bağlanıyor.

Şehrin öbür ucunda, emekli bir öğretmenin telefonu çalıyor.

Arayan, kendini bankanın güvenlik birimi olarak tanıtıyor: “Hesabınızda şüpheli işlem var. Paranızı hemen güvenli bir hesaba aktarmamız lazım.”

Net söyleyelim: Bankalar seni arayıp “paranı güvenli hesaba aktar” demez.

Banka seni sadece kart borcun için arar. O da tam sofraya oturduğunda.

Peki o “güvenli hesap” kimin? Bil bakalım.

Para Emre’ye gelir. Oradan üç hesaba, bir kripto cüzdana, bir ATM’ye dağılır.

Dolandırıcı neden kendi hesabını kullanmıyor? Çünkü kendi hesabı kolayca izlenir. Seninki ise izi kesmek için mükemmel bir ara istasyon.

Ama zincirin bir ucu hep görünür kalır: paranın ilk geldiği hesap. Yani… Emre.

Birkaç gün sonra Emre bankanın uygulamasını açıyor. “Hesabınız askıya alınmıştır.”

Aralık 2025’ten beri böyle: Bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılıkta makul şüphe varsa, banka hesabı kırk sekiz saate kadar askıya alabiliyor.

Banka bunu derhâl savcılığa bildirir, sana da bildirir. Kaldırılması için savcılığa başvurabilirsin; savcı yirmi dört saat içinde karar verir.

Bu arada hesaptaki suça konu paraya el konulabilir. Para mağdurunsa, ona geri döner.

Emre hemen Kerem abiyi arıyor.

“Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.”

Tabii ulaşılamıyor. Kerem abiler hep böyledir: Para gelirken “kardeşim”, iş patlayınca “numara kullanılmamaktadır”.

Şimdi asıl soru. Belki senin de aklındaki: “Ben sadece IBAN’ımı verdim. Bu suç mu?”

Olabilir. Hesabını dolandırıcılıkta kullanılacağını bilerek ya da öngörerek verdiysen, bu dolandırıcılığa iştirak sayılabilir.

İş bankalar ya da bilişim sistemleri üzerinden yapıldıysa dolandırıcılık nitelikli hâle gelir: üç yıldan on yıla kadar hapis. Alt sınır, dört yıldan az olamaz.

“Ama ben komisyon bile almadım!” Fark etmez. Komisyonun az olması da, hiç almamış olman da, tek başına seni kurtarmaz.

Şimdi bir iyi haber var. Ama çok sevinme.

Temmuz 2026’da kanuna yeni bir fıkra geldi: Katkın sadece hesabını ya da kartını vermekle sınırlıysa, ceza yarı oranında indirilir.

İndirim, af değildir. Suç ortadan kalkmaz; sadece ceza azalır.

Ve asıl tuzak burada: Emre sadece IBAN vermedi. Parayı ATM’den çekti, başka hesaplara aktardı. O çizgiyi geçtiği an, indirim tartışmalı hâle gelir.

Parayı, kaynağının suç olduğunu bilerek aktardıysan bir de aklama gündeme gelebilir: üç yıldan yedi yıla kadar hapis.

Ve bir sabah, saat altıyı on iki geçe… kapı çalar.

Çağrı kâğıdında, şüpheli sıfatıyla: Emre.

Peki o kapı senin kapın olsaydı? Önce nefes al. İfadeye çağrılmak, suçlu olmak demek değil.

Neyle suçlandığını öğrenme hakkın var. Avukat hakkın var; seçemiyorsan baro görevlendirir. Ve susmak, kanunî bir hakkın.

İfadede sorulacaklar belli: Hesabı kime verdin? Karşılığında ne aldın? Sadece IBAN mı, yoksa şifre, kart, doğrulama kodu da mı?

Hatırlamıyorsan uydurma; “hatırlamıyorum” de. Yazışmalarınla ve hesap ekstrenle çelişen bir ifade, en büyük düşmanın.

Ya o emekli öğretmen? Parası geri gelir mi?

Şikâyet eder. Hesap askıdayken paraya el konulduysa, para ona iade edilir.

Kalan zarar için de hesabını kullandıran kişiye tazminat davası açabilir. Yani “ben sadece aracıydım” diyen Emre, o zararı ödemekle karşı karşıya kalabilir.

Peki sen IBAN’ını çoktan verdiysen? Videoyu kapatmadan, şimdi:

Kullandırmayı hemen bırak. Kartını, internet ve mobil bankacılığını kapattır; şifreleri değiştir. Gelen parayı kimseye aktarma. Yazışmaları silme. Bankana ve savcılığa bildir. İfadeden önce bir avukatla görüş.

Bir de etkin pişmanlık var: Mağdurun zararını kovuşturma başlamadan tamamen gidersen, cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Kovuşturma başladıktan sonra, hüküm verilmeden gidersen, yarısına kadarı.

Ve hesabına tanımadığın birinden para gelirse: o para senin değil. Harcama, aktarma; bankana yazılı bildir.

Kısacası: Emek yok ama kazanç varsa, acele ettiriliyorsan, karşındakinin kim olduğunu bilmiyorsan ve biri sana “herkes yapıyor” diyorsa… dur.

Telefon yine titrer. Aynı mesaj. Bu sefer Emre engelliyor, ekran görüntüsünü alıyor, bildiriyor.

Çünkü bir IBAN, sadece bir numara değildir. Üzerinde senin adın yazar.

Bu videoyu, grupta “kolay para” mesajı atan o arkadaşına gönder. Belki bir kapının çalınmasını engellersin.

Hukuk Rehberi YouTube kanalı · Genel bilgidir; hukuki görüş değildir.

Kısa sorular ve cevaplar

IBAN kiralama davasında zamanaşımı kaç yıldır?

Süre cezanın üst sınırına göre hesaplanır. Üst sınırı beş yıldan fazla, yirmi yıldan az hapis gerektiren suçlarda kamu davası on beş yılın geçmesiyle düşer. Nitelikli dolandırıcılıkta üst sınır on yıldır; kesilme ve durma nedenleri süreyi uzatabilir.

Zamanaşımı ifade verince kesilir mi?

Evet. Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması ya da sorguya çekilmesi dava zamanaşımını keser; süre yeniden işlemeye başlar. Kesilme hâlinde süre en fazla kanunda belirlenen sürenin yarısına kadar uzar.

HAGB kararı adli sicil kaydıma yazılır mı?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları adli sicilde yer almaz; ancak bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında mahkeme, hâkim veya başsavcılık tarafından istenirse verilmek üzere kaydedilir. Arşiv araştırması yapılan kamu görevlerinde ayrıca görülebilir.

Hangi cezalarda HAGB kararı verilebilir?

Sanığa yüklenen suçtan hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması ve zararın tamamen giderilmesi gibi koşullar aranır.

HAGB denetim süresi içinde yeniden suç işlersem ne olur?

Denetim süresi beş yıldır. Bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenir veya yükümlülüklere aykırı davranılırsa mahkeme hükmü açıklar. Süre sorunsuz geçerse açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir.

Hapis cezası ertelenirse adli sicilde görünür mü?

Evet. Hapis cezasının ertelenmesi hâlinde denetim süresi ve denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli geçirilmesi dolayısıyla cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu adli sicile kaydedilir. Bu yüzden erteleme ile HAGB aynı sonucu doğurmaz.

Dolandırıcılık mahkûmiyeti memuriyete engel olur mu?

657 sayılı Kanun m. 48/A-5, devlet memurluğuna alınacaklarda dolandırıcılık ve aklama gibi sayılan suçlardan mahkûm olmamayı ve kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmamayı arar. Somut dosyada avukat görüşü gerekir.

Memuriyette güvenlik soruşturması HAGB kararını gösterir mi?

Arşiv araştırması; adli sicil kaydı, kesinleşmiş mahkeme kararları ile CMK m. 231/13 kapsamında alınan kararlar ve devam eden ya da sonuçlanmış soruşturma veya kovuşturmaları kapsar. Bu nedenle HAGB kararı kamu görevi başvurularında görülebilir.

Adli sicil kaydım ne zaman tamamen silinir?

Diğer mahkûmiyetlerde arşiv bilgileri, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir. Cezanın infazının tamamlanması hâlinde kayıt önce arşive alınır. Hak yoksunluklarının giderilmesi için ayrıca hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir.

Mağdur ne kadar süre içinde tazminat davası açabilir?

Tazminat istemi, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ceza kanunları daha uzun bir süre öngörüyorsa o süre uygulanır.

Avukat bul: avukata ulaşma yolları

Dayanaklar

Genel bilgidir; hukuki görüş değildir.

Diğer güncel yazılar