Kısa cevap: Yıllık izin ücretinde zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren beş yıldır. İşten ayrılalı beş yıldan fazla olduysa, işveren zamanaşımı itirazında bulunursa alacağın tahsili büyük olasılıkla mümkün olmaz. Yine de süreyi kesen bir işlem yapılıp yapılmadığına ve işverenin itiraz edip etmeyeceğine bakmak gerekir.
Ne oldu, neden konuşuluyor?
Haberlere göre Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık izin ücreti alacağında zamanaşımının iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren beş yıl olduğunu vurguladı. Bazı haberlerde bu durum "ondan beşe düştü" diye sunuluyor; oysa bu yeni bir süre değil. Beş yıllık süre, 7036 sayılı Kanunla 2017'de 4857 sayılı İş Kanunu'na eklenen Ek Madde 3'te yer alıyor ve o tarihten beri uygulanıyor. Karar, kuralın hatırlatılması niteliğinde.
Kural ne diyor?
- 4857 m.59'a göre iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona ererse, işçinin hak kazanıp kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücret, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden ödenir.
- Aynı maddeye göre bu ücrete ilişkin zamanaşımı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar. Yani izni kullanmadığın yıllar tek tek değil, ayrılış tarihinden itibaren sayılır.
- 4857 Ek Madde 3, iş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla yıllık izin ücretinin ve kıdem tazminatı, bildirim şartına uyulmadan fesihten doğan tazminat, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırı fesih tazminatının zamanaşımı süresini beş yıl olarak belirler.
Fazla mesai ücreti gibi diğer işçilik alacakları bu listede yazmaz. Ücret gibi dönemsel edimler için Borçlar Kanunu m.147 de beş yıllık zamanaşımı öngörür; ayrıntı her alacak için ayrı değerlendirilmelidir.
Beş yıl geçtiyse ne olur?
Zamanaşımı dolsa bile alacak kendiliğinden yok olmaz; ancak borçlu itiraz ederse artık dava yoluyla tahsil edilemez. Borçlar Kanunu m.161'e göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Yani işveren savunmasında zamanaşımı def'ini ileri sürmezse mahkeme re'sen değerlendirme yapmaz. Pratikte işverenlerin çoğu bu itirazı yapar, bu yüzden beklenti düşük tutulmalı.
Süreyi kesen ya da durduran bir şey olabilir mi?
Beş yıldan uzun süre önce ayrıldıysan, sürenin gerçekten o tarihten başlayıp başlamadığını kontrol et: iş sözleşmesinin sona erme tarihi SGK çıkış kaydı, fesih bildirimi ya da ibraname gibi belgelerle belli olur. Süre içinde dava açıldıysa ya da arabulucuya başvurulduysa durum değişebilir. 6325 sayılı Kanun m.16'ya göre arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Süre geçmiş bir alacak için sonradan yapılan arabuluculuk başvurusu bu süreyi yeniden canlandırmaz.
Süre dolmadıysa nasıl başvurulur?
- Belgeleri topla: iş sözleşmesi, bordrolar, SGK hizmet dökümü, varsa izin defteri ve yazışmalar.
- Zorunlu arabuluculuğa başvur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3'e göre kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Başvuruyu işyerinin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna yapabilirsin.
- Anlaşma olmazsa: arabuluculuk son tutanağını dava dilekçene eklemek zorundasın; ekleyemezsen mahkeme tutanağın kesin süre içinde sunulmasını ister.
- Hesaplamayı doğru yap: izin ücreti sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden hesaplanır (4857 m.59). Ücret tutarı için güncel brüt ücret kayıtlarını kullan; tutarı kendi hesabına göre belirle.
Sık yapılan hatalar
- Zamanaşımını, izin hakkının doğduğu yıldan itibaren saymak. Yıllık izin ücretinde süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten başlar.
- Haberlerdeki "ondan beşe düştü" ifadesini yeni bir yasa değişikliği sanmak. Kural 2017'den beri yürürlüktedir.
- Arabuluculuk başvurusunu geç yapmak. Süre dolduktan sonra yapılan başvuru süreyi geri getirmez.
- İzin ücretinin ibranameye ya da kıdem tazminatı ödemesine dahil edilip edilmediğini kontrol etmemek; imzaladığın belgeler alacağı etkileyebilir.
Kendi dosyanda başlangıç tarihi, kesen işlemler ya da itirazlar belirsizse, belgelerinle birlikte somut durumuna göre değerlendirme yaptırman gerekir.