Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, her hatalı veya haksız bulunan karar için kullanılabilen bir "üst derece" itirazı değildir. Anayasa ile güvence altına alınmış ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki bir temel hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla, idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı tüketildikten sonra yapılır (6216 sayılı Kanun m. 45). Başvuru, yolların tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır (m. 47).
Bu yazı kimlerin bireysel başvuru yapabileceğini, hangi işlemlere karşı başvurulamayacağını, kanun yollarının tüketilmesi kuralını ve istisnasını, başvurunun mahkeme kararını kendiliğinden durdurup durdurmadığını, ihlal kararından sonra neler olacağını, haksız tutulduğunu düşünen kişinin hangi yolları izleyeceğini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurunun temel kurallarını anlatır. Başvuru süresi, form ve harç ayrıntıları için ayrı yazımız vardır: Anayasa Mahkemesi başvuru süresi, form ve harç.
Bu yazıda
- Bireysel başvuru nedir, hangi haklar için yapılır?
- Kimler başvurabilir? Şirket, dernek, yabancı, kamu kurumu
- Hangi işlemlere karşı doğrudan başvurulamaz?
- Kanun yollarının tüketilmesi: hangi yollar, istisna nedir?
- Hak ihlalini nasıl anlatmalı, hayat hikâyesi mi yazılmalı?
- Haksız tutulduğumu düşünüyorum: doğrudan AYM mi?
- Başvuru kararı durdurur mu, tedbir nedir?
- İhlal kararı davayı kazanmak demek midir?
- AİHM başvurusu: avukat, Türkçe belge
- Kaynaklar
Bireysel başvuru nedir, hangi haklar için yapılır?
Kısa cevap: Anayasada güvence altına alınmış olup Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında da bulunan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapılan başvurudur.
Kanunun m. 45 hükmüne göre herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla başvurabilir. Bir mahkeme kararı, idarenin işlemi ya da ihmali kamu gücünün kullanımı sayılır. Yalnızca kanunla tanınan, Anayasa ve Sözleşme kapsamında olmayan bir hak bu kapsama girmez. Özel kişiler arasındaki bir uyuşmazlıkta ise önce ilgili mahkemelerde hakkınızı aramalı, sonuçta çıkan karara karşı başvurmalısınız.
Bu yüzden "kararı yanlış buldum" ile "temel hakkım ihlal edildi" ifadeleri farklıdır. Mahkeme, bölümlerin bir mahkeme kararına karşı yapılan başvurulara ilişkin incelemelerinin, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesiyle sınırlı olduğunu ve kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacağını kanunda açıkça belirtir (m. 49). Başvurunun kabul edilebilirliği için m. 45 ile m. 47 arasındaki şartların taşınması gerekir (m. 48). Genel kabul edilebilirlik ve başka yönler için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda kabul edilebilirlik şartları yazımıza da bakabilirsiniz.
Kimler başvurabilir? Şirket, dernek, yabancı, kamu kurumu
Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir (m. 46). Bu nedenle:
- Başkası adına başvuru: Yalnızca konuya ilgi duymak veya genel bir şikâyet bulunmak yetmez; mağdur sıfatınız olması gerekir.
- Özel hukuk tüzel kişileri (şirket, dernek, vakıf): Yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle başvurabilir. Şirket kendi adına başvurabilir, ancak ortaklarının veya çalışanlarının kişisel hakları adına başvuramaz; dernek veya vakıf da üyeleri adına değil, kendi tüzel kişiliğine ait hak için başvurur.
- Kamu tüzel kişileri: Belediyeler, kamu kurumları ve benzeri kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz.
- Yabancılar: Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak başvuru yapamazlar; ihlal iddiası herkese tanınan bir hakka ilişkinse yabancı olmak engel değildir.
Hangi işlemlere karşı doğrudan başvurulamaz?
Kanunun m. 45 hükmü gereğince yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz; Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasa'nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz. Bir kanun maddesinin veya yönetmeliğin Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünüyorsanız, o düzenlemenin size uygulandığı somut bir işlem veya karar bulunmalı ve bu işleme karşı yollar tüketilmelidir. Ardından ihlal iddiası bireysel başvuruya taşınabilir.
Kanun yollarının tüketilmesi: hangi yollar, istisna nedir?
İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir (m. 45). Yani yalnızca dava yetmez: idareye yapılması gereken başvuru ya da itiraz yolu varsa onu da kullanmalı, ardından ilk derece, istinaf, temyiz gibi mahkeme yollarını sonuna kadar izlemelisiniz. Dava hâlâ sürüyorsa yollar tükenmediği için başvuru kabul edilebilirlik şartını taşımaz.
İstisna: Başvuru yolu öngörülmemişse doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurabilirsiniz; bu durumda otuz günlük süre ihlalin öğrenildiği tarihten başlar (m. 47). Öğrenme tarihini gösteren belgeyi (tebligat, yazı, kayıt) saklayın ve dilekçede o tarihi açıkça yazın. Kullanmadığınız bir yolun neden etkisiz olduğunu da somut olarak göstermeniz gerekir.
Başvuru doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılabileceği gibi mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla da yapılabilir; diğer yollarla kabule ilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenir (m. 47). Yurt dışında yaşıyorsanız konsolosluk gibi temsilciliklere dilekçenizi verebilirsiniz; süre kuralı değişmez.
Hak ihlalini nasıl anlatmalı, hayat hikâyesi mi yazmalı?
Hayır. Dilekçede başvurucunun kimlik ve adres bilgileri, ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlük, dayanılan Anayasa hükümleri, ihlal gerekçeleri, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar, tüketildiği tarih ve varsa zarar belirtilmelidir (m. 47). Konuyla ilgisiz ayrıntı yerine belirleyici tarih ve kararları göstermeniz, hangi hakkın hangi kamu işlemiyle ve nasıl etkilendiğini somut olay üzerinden açıklamanız gerekir. Başvuru yollarında bu şikâyeti nasıl ileri sürdüğünüzü ve verilen cevapları da gösterin; iddia ile belge arasındaki bağı kurun.
Başvuru süresi için karar tarihi tek başına yeterli değildir: son kararın tarihi ile öğrenme veya tebliğ kaydı ayrı önem taşıyabilir. Zarf, UETS kaydı ve kararın tam metnini birlikte saklayın.
Haksız tutulduğumu düşünüyorum: doğrudan AYM mi?
Özgürlük kısıtlamasına karşı kullanılabilen etkili yollar ve kararın türü önce değerlendirilir. Gözaltı, tutuklama ve idari gözetim aynı usule tabi değildir. Anayasa m. 19, kimsenin kanunda gösterilen hâller dışında hürriyetinden yoksun bırakılamayacağını, yakalanan veya tutuklanan kişinin tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılacağını ve hürriyeti kısıtlanan kişinin yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunduğunu söyler. Dolayısıyla önce tutukluluğa itiraz veya tahliye talebi gibi yolların kullanılması, sonra bu yolların sonucuna göre bireysel başvuruya gidilmesi gerekir; yolların tüketilmediği bir başvuruda kabul edilebilirlik sorunu çıkar. Konu hakkında tutuklamaya karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yazımızı okuyabilirsiniz.
Başvuru kararı durdurur mu, tedbir nedir?
Kısa cevap: Hayır. Bireysel başvuru yapılması, mahkeme kararının veya idari işlemin sonuçlarını kendiliğinden durdurmaz.
Esas inceleme aşamasında bölümler, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir; aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar (m. 49). Bu nedenle ciddi ve yakın bir risk varsa bunu belgelerle açıkça belirtmek ve tedbiri ayrıca talep etmek gerekir. Ayrıntı için Anayasa Mahkemesinde tedbir talebi yazımıza bakabilirsiniz.
İhlal kararı davayı kazanmak demek midir?
Esas inceleme sonunda başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir; ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir (m. 50). Yani ihlal tespiti, esas uyuşmazlığın her yönüyle sizin lehinize sonuçlandığı anlamına gelmez; yeniden yargılama yapan mahkeme Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde karar vermek zorundadır. Ayrıntı için ihlal kararından sonra yeniden yargılama yazımıza bakabilirsiniz.
AİHM başvurusu: avukat, Türkçe belge
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin başvuru sayfasına göre başvuru formu indirilir, doldurulur, yazdırılır, imzalanır ve posta ile Mahkemeye gönderilir; başka bir form kullanılmamalıdır. Mahkeme Kuralı 47'de aranan bilgi ve belgelerden herhangi biri sağlanmazsa şikâyetler incelenmez; formdaki tüm alanların doldurulması şarttır. Temsilci ile başvuracaksanız ayrıca yetki formu (authority form) bulunur. Avukat zorunlu olup olmadığı ve belgelerin dili gibi ayrıntılar Mahkemenin güncel talimatlarına göre kontrol edilmelidir: bu kaynakta Türkçe belgelere ilişkin bir kural yer almadığından belgeleri rastgele çevirmek yerine hangi belgelerin gerekli olduğunu ve gönderim sırasını önce belirleyin. Çeviri beklerken süreyi kaçırmayın; faksla göndermenin dört aylık süreyi kesmediği Mahkemenin sayfasında özellikle belirtilmiştir. Daha fazlası için AİHM'e başvuru rehberimize ve AİHM başvuru formu yazımıza bakabilirsiniz. Resmî bilgi için: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.
Sık yapılan hatalar
- Dava sürerken bireysel başvuru yapmak.
- Düzenleyici işlemi veya kanunu doğrudan dava konusu yapmak.
- Şirket veya derneğin ortak/üyelerin haklarını ileri sürmesi.
- Başvurunun kararı durduracağını düşünerek sürece ara vermek.
- İhlal kararını davanın kesin kazanımı sanmak.