Borcun ifasında kural; borcun alışılmış iş saatlerinde, belirlenen yer ve zamanda ödenmesi, ödeme yapıldığında makbuz ve borç senedinin iadesinin istenmesidir (TBK m. 83-105). Mücbir sebep veya fiyat artışı borcu kendiliğinden sona erdirmez; imkânsızlık ve aşırı ifa güçlüğü ayrı koşullara bağlıdır (TBK m. 136-138).
Bu yazı, ödeme yeri ve zamanı ile süre hesabını, makbuz ve senet haklarınızı, alacaklının ödemeyi kabul etmemesi hâlini, karşı taraf borcunu yapmadığında kendi edimini durdurmayı, mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğünü, cezai şart, kapora ve cayma parasını anlatır.
Bu yazıda
- Borcu kim öder, kısmen ödeme kabul edilir mi?
- Vade ve süre hesabı: ödeme günü ne zaman?
- Mahsup, makbuz ve senet: ödeme sonrası haklarınız
- Alacaklı ödemeyi kabul etmezse ne yapılır?
- Karşı taraf borcunu yapmadı: ben de durabilir miyim?
- Mücbir sebep ve fiyat artışı: borç kendiliğinden biter mi?
- Cezai şart, kapora ve cayma parası
Borcu kim öder, kısmen ödeme kabul edilir mi?
Kısa cevap: Borcun bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir; yani çoğu para borcunu başkası da ödeyebilir (TBK m. 83). Borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmen ifayı reddedebilir; kısmen ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan kısmını ifadan kaçınamaz (TBK m. 84). Kısmi ödeme yapmadan önce alacaklının yazılı onayını almak iyi olur.
Çeşit borcunda aksi anlaşılmadıkça edimin seçimi borçluya aittir; ancak seçilecek edim ortalama nitelikten daha düşük olamaz (TBK m. 86). Faiz oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa mevzuata göre belirlenir; sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı bu şekilde belirlenen oranın yüzde elli fazlasını aşamaz. Güncel oranı resmî kaynaklardan kontrol edin (TBK m. 88).
Ödeme yeri belirtilmemişse para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borçları sözleşme kurulurken borç konusunun bulunduğu yerde, diğer borçlar doğum sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir (TBK m. 89). Bölünemeyen borçta her alacaklı borcun tüm alacaklılara ifasını isteyebilir, borçlulardan her biri de borcun tamamını ifa etmekle yükümlüdür (TBK m. 85).
Vade ve süre hesabı: ödeme günü ne zaman?
Kısa cevap: İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur; yani alacaklı kural olarak borç doğar doğmaz ifayı isteyebilir (TBK m. 90). Vade önemliyse yazılı belirleyin.
Sözleşmede bir ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse ayın birinci ve sonuncu günü, ayın ortası belirlenmişse ayın onbeşinci günü anlaşılır; gün belirtilmeksizin yalnızca ay belirlenmişse o ayın son günü anlaşılır (TBK m. 91). Gün olarak belirlenen süre, sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaksızın sürenin son günü dolmuş olur; sekiz veya onbeş gün olarak belirlenmiş süre bir veya iki haftayı değil, tam sekiz veya onbeş günü ifade eder (TBK m. 92). İfa zamanı veya sürenin son günü tatil sayılan bir güne rastlarsa, aksine anlaşma yoksa kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçer (TBK m. 93).
Borç, alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir; ödemeyi veya teslimi bu saatlerin dışında yapmaya çalışmak ifanın reddedilmesine yol açabilir (TBK m. 94). Aksi anlaşılmadıkça borçlu edimini sürenin sona ermesinden önce de ifa edebilir, ancak kanun, sözleşme veya âdet gereği olmadıkça erken ifa nedeniyle indirim yapamaz (TBK m. 96).
Mahsup, makbuz ve senet: ödeme sonrası haklarınız
Kısa cevap: Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir; aksine anlaşma yapılamaz. Alacağın bir kısmı kefalet, rehin gibi güvenceyle korunuyorsa borçlu ödemeyi güvenceli kısma mahsup etme hakkına sahip değildir (TBK m. 100).
Birden çok borcunuz varsa ödeme gününde hangisini ödemek istediğinizi alacaklıya bildirebilirsiniz. Bildirmezseniz ödeme, derhâl itiraz edilmemişse alacaklının makbuzda gösterdiği borca sayılır; makbuzda açıklık yoksa muaccel borç esas alınır ve takip yapılan borç önceliklidir (TBK m. 101 ve 102). Borcu ödeyen borçlu bir makbuz isteyebilir; borcun tamamı ödenmişse borç senedinin geri verilmesini veya iptalini de isteyebilir (TBK m. 103). Faiz veya kira gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı çekince belirtmeden makbuz vermişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır; anaparanın tamamı için makbuz verilmişse faizlerin de alındığı kabul edilir (TBK m. 104). Alacaklı senedi kaybettiğini söylerse, ödeme sırasında senedin iptalini ve borcun sona erdiğini gösteren resmen düzenlenmiş veya onaylanmış bir belge vermek zorundadır (TBK m. 105).
Alacaklı ödemeyi kabul etmezse ne yapılır?
Kısa cevap: Alacaklı haklı sebep olmaksızın kabulden kaçınırsa temerrüde düşer. Bu durumda borçlu, teslim edeceği şeyi hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere tevdi ederek (hâkimin belirlediği yere bırakarak) borcundan kurtulabilir (TBK m. 106 ve 107).
Teslim edilecek şey tevdiye uygun değilse, bozulabiliyorsa veya bakımı önemli gider gerektiriyorsa borçlu, alacaklıya önceden ihtarda bulunmak koşuluyla hâkimin izniyle şeyi açık artırmayla sattırıp bedelini tevdi edebilir; borsada kayıtlı mallarda açık artırma zorunlu değildir (TBK m. 108). Alacaklı tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamamışsa veya tevdi bir rehnin ortadan kalkması sonucunu doğurmamışsa borçlu şeyi geri alabilir; bu durumda alacak yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür (TBK m. 109).
Başkasının borcunu ödeyen üçüncü kişi, rehinden kurtarıp mülkiyet veya başka ayni hak sahibi olmuşsa ya da borçlu halefiyeti ifadan önce alacaklıya bildirmişse, ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur (TBK m. 127). Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 128). Kendi adına sözleşme yapan kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim koydurmuşsa edimin üçüncü kişiye ifasını isteyebilir; üçüncü kişi de tarafların amacına veya örf ve âdete uygunsa edimin ifasını isteyebilir (TBK m. 129).
Karşı taraf borcunu yapmadı: ben de durabilir miyim?
Kısa cevap: Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede ifa isteyen tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı yoksa, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir (TBK m. 97). Ancak her gecikme size bütün yükümlülükleri durdurma hakkı vermez; kendi ediminizin zamanını ve karşı tarafın ihlalini netleştirin.
Taraflardan biri ifada güçsüzlüğe düşer, özellikle iflas eder veya hakkındaki haciz işlemi sonuçsuz kalırsa ve bu yüzden diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse, bu taraf karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir; uygun sürede istenen güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir (TBK m. 98). Ülke parası dışındaki bir para birimiyle ödeme kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir; sözleşme ifadesine dikkat edin (TBK m. 99).
Mücbir sebep ve fiyat artışı: borç kendiliğinden biter mi?
Kısa cevap: Hayır. İmkânsızlık, geçici engel ve ekonomik güçlük aynı şey değildir. Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer; ancak borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür (TBK m. 136). Kısmen imkânsızlaşmada borçlu yalnızca imkânsızlaşan kısımdan kurtulur (TBK m. 137).
Fiyatlar çok arttı diye sözleşme bedeli kendiliğinden değişmez. Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirirse, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir; bu mümkün olmazsa dönme hakkına sahiptir, sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak fesih hakkını kullanır (TBK m. 138). Yani bedeli tek taraflı yükseltmek yerine talebin dayanağını (öngörülemezlik, sizden kaynaklanmama, aşırı güçleşme) belgeleyin ve hâkimden uyarlama isteyin. Sözleşmedeki mücbir sebep maddesini olayla somut olarak ilişkilendirin ve bildirimi yazılı yapın.
Cezai şart, kapora ve cayma parası
Kısa cevap: Sözleşme yapılırken verilen para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak (bağlanma parası, kapora) verilmiş sayılır ve aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça esas alacaktan düşülür (TBK m. 177). Cayma parası ise ayrıca kararlaştırılmışsa taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır, almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir (TBK m. 178). Ödemenin adından çok sözleşmeyi ve yazışmaları inceleyin.
Cezai şartta alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir; zarar ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusurlu olduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez (TBK m. 180). Hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için ceza kararlaştırılmışsa, aksi anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir; ceza borcun belirli zaman veya yerde ifa edilmemesi için konmuşsa, feragat veya çekincesiz kabul yoksa asıl borçla birlikte istenebilir. Borçlunun cezayı ödeyerek sözleşmeyi sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır (TBK m. 179). Asıl borç geçersizse cezanın ifası istenemez; ceza koşulunun geçersizliği ise asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (TBK m. 182). Asıl borç sona erince rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi bağlı haklar da sona erer; işlemiş faiz ve ceza koşulu sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bildirimle saklı tutulmuşsa istenebilir (TBK m. 131).
Sık yapılan hatalar
- Kapora ile cayma parasını aynı sanmak,
- Makbuzda çekince olmadığı hâlde önceki dönem borçlarının ödenmediğini ileri sürmek,
- Alacaklının ödemeyi reddetmesi hâlinde tevdi yoluna gitmemek,
- Karşı edim güvence altına alınmadan kendi edimini durdurmak,
- Aşırı yüksek cezai şartın tamamen tahsil edileceğini varsaymak.