Şirket ortağı olmak her borçtan kişisel sorumlu olmak anlamına gelmez; anonim ve limited şirkette ortaklar yalnızca sermaye payı ile sorumludur (TTK m. 329 ve 573), ancak yönetim kurulu üyeleri, müdürler ve tasfiye memurları kusurlu ihlalleri nedeniyle şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı sorumlu olabilir (TTK m. 553). Şirketi kapatmak eski borçları kendiliğinden silmez; tasfiye ve sicilden silinme alacaklıların çağrılması ve varlıkların dağıtımı süreçlerine bağlıdır (TTK m. 541-545).
Bu yazı ortaklık ve ticari alacak uyuşmazlığında nereden başlanacağını, ortağın borçlardan sorumluluğunu, şirket adına imzanın kişisel kefalet doğurup doğurmadığını, ortağın bilgi ve hesap isteme hakkını, müdürün şirket parasını kullanması hâlinde izlenecek yolları, sermaye kaybını, yönetici sorumluluğunu, şirketin sona ermesini ve tasfiyesini, ortaktan ayrılmayı ve yatırım alırken pay haklarının korunmasını anlatır.
Bu yazıda
- Ortaklık ve ticari alacak sorununda başlangıç noktası
- Şirket ortağı bütün borçlardan sorumlu mudur?
- Şirket adına imza atarken kişisel kefalet
- Ortağın bilgi ve hesap isteme hakkı
- Müdür şirket parasını kendisi için kullanıyorsa
- Sermaye kaybı ve borca batıklık
- Yönetici sorumluluğu: dava, ibra ve zamanaşımı
- Şirketin sona ermesi ve tasfiyesi
- Şirketi kapatmak borçları siler mi?
- Şirketten ayrılmak ve ayrılma akçesi
- Ortaklar sözleşmesi ve yatırım alırken pay hakları
Ortaklık ve ticari alacak sorununda nereden başlamalı?
Ticari uyuşmazlıkta önce şirket türü, tarafların sıfatı ve sözleşme netleştirilir. Ortaklık, yönetim yetkisi, kişisel kefalet ve şirket borcu aynı şey değildir. Ticari kayıtlar ve bildirimler düzenlenerek talebin türü belirlenir.
- Fatura kestiyseniz: Fatura ticari ilişkide önemli bir kayıttır; tek başına her olayda hizmetin veya teslimin yapıldığını kesinleştirmez. Sözleşme, sipariş, teslim ve itiraz kayıtları birlikte incelenir; yalnız faturaya güvenmeden işin ifasını gösteren belgeler saklanmalıdır (TTK m. 21).
- Ortaklık borçları: Sorumluluk şirket türüne, borcun niteliğine ve kişinin ortak, yönetici veya kefil sıfatına göre değişir. Limited ve anonim şirkette aynı genel sonuç kullanılamaz; kamu borçları ayrıca incelenir. Kişisel imzanın hangi sıfatla atıldığı kontrol edilmelidir (TTK m. 329 ve 573).
- Karara itiraz: Şirket kararına karşı başvuru imkânı şirket türüne, kararın içeriğine, toplantıya katılıma ve itirazın kaydına bağlıdır. İptal ve butlan farklı değerlendirilir; davet, tutanak ve karar örneği saklanmalı, süre kararı öğrendiğiniz güne göre varsayılmamalıdır (TTK m. 445-447 ve 622). Anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptali hükümleri kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır (TTK m. 622).
- Doğrudan dava: Ticari para alacağı veya tazminat talebinde dava şartı arabuluculuk kapsamı değerlendirilmelidir. Alacağın niteliği, icra takibi ve açılacak dava türü önemlidir; sözleşmedeki tahkim veya yetki şartı da baştan incelenmelidir (TTK m. 5/A). Arabuluculuk ayrıntıları için itirazın iptali davası yazısına da bakabilirsiniz.
Şirket ortağı olduğum için bütün borçlardan sorumlu muyum?
Şirket türü, sermaye borcu, yönetim görevi ve borcun kamu alacağı olup olmaması farklı sonuçlar doğurur; ortaklıkla kefalet imzasını ayırmak gerekir. Anonim şirkette pay sahipleri sadece taahhüt ettikleri sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur; şirket borçlarından kişisel olarak sorumlu tutulmaz (TTK m. 329). Limited şirkette de ortaklar şirket borçlarından sorumlu değildir; yalnızca taahhüt ettikleri sermaye payını ödemek ve sözleşmedeki ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür (TTK m. 573). Kollektif şirket ve komandit şirketin komandite ortakları ise sınırsız sorumludur. Şirketin borcu bu nedenle ortakların şahsi borcu sayılmaz; ortaklık tek başına bütün özel borçlara kişisel sorumluluk yaratmaz.
Şirket adına imza atarken kişisel kefil de olmuş olabilir miyim?
İmza bölümünün şirket temsili mi kişisel güvence mi içerdiği metnin tamamından değerlendirilir; şirket kaşesi bütün kişisel taahhütleri kendiliğinden kaldırmaz. Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz; müteselsil kefil olma durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girildiğinin kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi de şarttır (TBK m. 583). Eşlerden biri, kural olarak, diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; ticari işletme sahibi veya ticaret şirketinin ortağı ya da yöneticisinin işletme veya şirketle ilgili verdiği kefaletlerde eş rızası aranmaz (TBK m. 584). Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır (TBK m. 603). Bu yüzden kefalet ve garanti ifadelerini işlem öncesinde incelemek gerekir.
Şirket ortağım hesapları göstermiyor; ne isteyebilirim?
Ortağın bilgi alma ve inceleme hakları şirket türüne göre düzenlenir; yönetim görevinin olmaması bütün bilgi haklarını kaldırmaz. Limited şirkette her ortak, müdürlerden şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. Ortağın elde ettiği bilgileri şirketin zararına kullanma tehlikesi varsa müdürler bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir. Genel kurul bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse ortağın istemi üzerine mahkeme karar verir ve mahkeme kararı kesindir (TTK m. 614). Anonim şirkette pay sahibi genel kurulda yönetim kurulundan şirket işleri, denetçilerden denetim hakkında bilgi isteyebilir; bu hak esas sözleşmeyle kaldırılamaz (TTK m. 437). Talebinizi belirli kayıtlarla yazılı iletmeli ve ret gerekçesini saklamalısınız.
Şirket müdürü şirket parasını kendisi için kullanıyor; ne yapılabilir?
İşlemin dayanağı, yetki ve şirket zararı somutlaştırılmalıdır; bilgi alma, sorumluluk ve yönetim değişikliği yolları birlikte değerlendirilebilir. Bunun için banka ve karar kayıtlarına hukuka uygun biçimde ulaşılmalı, yalnızca söylentiyle işlem yapılmamalıdır. Şirket parasının ortak veya yönetici tarafından kişisel harcamada serbestçe kullanılması mümkün değildir; şirket malvarlığı kişisel hesap sayılmaz.
- Bilgi isteme: Limited şirkette ortak, müdürlerden hesaplar hakkında bilgi isteyebilir (TTK m. 614).
- Müdürün yükümlülüğü: Müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür; şirketle rekabet oluşturan faaliyette bulunamaz (TTK m. 626).
- Borçlanma yasağı: Limited şirkete, anonim şirkete ilişkin şirkete karşı borçlanma yasağı ile müdürlerin yakınlarının şirkete borçlanmasına ilişkin hükümler de uygulanır (TTK m. 644, 358 ve 395).
- Sorumluluk: Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553. madde ve devamı limited şirkete de uygulanır (TTK m. 644). Müdür görevden alınabilir veya yetkileri sınırlanabilir (TTK m. 630).
Şirket sermayesini kaybettiyse yönetim ne yapmalı?
Son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve iyileştirici önlemler sunar. Üçte ikisi kaybolursa genel kurul karar vermezse şirket kendiliğinden sona erer (TTK m. 376). Borca batık olma şüphesi varsa ara bilanço çıkarılır; aktifler alacakları karşılamıyorsa mahkemeye bildirilir ve iflas istenir (TTK m. 376 ve 377). Güncel mali tabloları uzmanlarla incelemek gerekir; nakit sıkışıklığı veya tek bir gecikme otomatik olarak sermaye kaybı demek değildir.
Yönetici sorumluluğu: kim dava açar, ibra ve zamanaşımı
Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederlerse hem şirkete hem pay sahiplerine hem şirket alacaklılarına verdikleri zarardan sorumludur (TTK m. 553). Yönetici görevden ayrılınca geçmiş sorumluluk kendiliğinden sona ermez; görev dönemi ve somut zarar değerlendirilir.
- Kim talep eder: Şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her pay sahibi isteyebilir; pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir. Şirketin iflasında şirket alacaklıları da bu hakka sahiptir; istemler önce iflas idaresince ileri sürülür (TTK m. 555 ve 556).
- Müteselsil sorumluluk: Birden çok kişi aynı zararı tazminle yükümlüyse her biri kusuruna ve durumun gereklerine göre zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. Davacı hepsini birlikte dava edebilir (TTK m. 557).
- İbra: İbra kararı genel kurul kararıyla kaldırılamaz. İbraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap eden pay sahiplerinin dava hakkı kalkar; diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer (TTK m. 558). İbra her türlü talebi kesin kapatan genel bir bağışıklık sayılmaz; kapsamı, açıklanan bilgiler ve dava hakkı koşulları önemlidir.
- Zamanaşımı: Sorumlulara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki, her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil cezayı gerektiriyorsa daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır (TTK m. 560).
Anonim şirket hangi sebeplerle sona erer?
Esas sözleşmedeki sürenin dolması, işletme konusunun gerçekleşmesi veya imkânsızlaşması, esas sözleşmedeki sona erme sebebi, nisaba uygun genel kurul kararı, iflasa karar verilmesi ve kanundaki diğer hâllerde anonim şirket sona erer (TTK m. 529).
- Organı eksik şirket: Uzun süredir kanunen gerekli organlardan biri yoksa veya genel kurul toplanamıyorsa pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Bakanlığın istemiyle mahkeme şirkete durumu düzeltmesi için süre verir. Düzeltilmezse mahkeme şirketin feshine karar verir (TTK m. 530).
- Azlığın fesih davası: Haklı sebeplerin varlığında sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme fesih yerine paylarının gerçek değerinin ödenip davacıların çıkarılmasına da karar verebilir (TTK m. 531).
- Devam kararı: Şirket sürenin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona ermişse, pay sahipleri arasında malvarlığı dağıtımına başlanmadıkça genel kurul şirketin devamına karar verebilir. Devam kararı sermayenin en az yüzde altmışının oyuyla alınır (TTK m. 548).
Tasfiye nasıl yürür, şirketi kapatmak eski borçları siler mi?
Tasfiye ve sicilden silinme borçların her durumda yok olması anlamına gelmez; alacaklı çağrıları, varlıklar ve yönetim sorumluluğu incelenir. Kapanıştan önce yükümlülüklerin nasıl karşılanacağının belirlenmesi gerekir (TTK m. 529-548).
- Tasfiye memuru: Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmazsa tasfiye yönetim kurulunca yapılır. Tasfiye memurları pay sahiplerinden veya üçüncü kişilerden olabilir ve ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir. Temsile yetkililerden en az biri Türk vatandaşı olmalıdır (TTK m. 536).
- Alacaklılara çağrı: Alacaklı oldukları defterlerden anlaşılan ve yerleşim yeri bilinenlere taahhütlü mektupla, diğer alacaklılara Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve internet sitesinde birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona erdiği bildirilir ve alacaklarını bildirmeye çağrılırlar (TTK m. 541).
- Borçlar varlıktan fazlaysa: Şirket borçları şirket varlığından fazla olursa tasfiye memurları durumu derhâl asliye ticaret mahkemesine bildirir; mahkeme iflasın açılmasına karar verir. Tasfiye memurları tasfiyenin gerektirmediği yeni işlem yapamaz (TTK m. 542).
- Sicilden silinme: Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurlarınca sicil müdürlüğünden istenir ve silinme tescil ve ilan edilir. Defterler ve belgeler kanuni saklama kurallarına göre saklanır (TTK m. 544 ve 545).
- Kapanıştan sonra çıkan borç veya mal: Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemleri zorunluysa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar asliye ticaret mahkemesinden bu işlemler bitene kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilir (TTK m. 547).
Şirketten ayrılmak istiyorum; payımı almaları zorunlu mu?
Çıkma hakkı ve ayrılma akçesi koşulları şirket sözleşmesiyle kanuna göre belirlenir; ayrılmak istediğini bildirmek otomatik nakit ödeme sağlamaz. Limited şirkette her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir (TTK m. 638). Ortak şirketten ayrıldığında esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir; sözleşmedeki ayrılma hakkında akçe farklı düzenlenebilir ve ödeme için şirketin kullanılabilir özkaynağının bulunması gibi şartlar aranır (TTK m. 641 ve 642). Değerleme ve ödeme imkânlarını talebin dayanağıyla birlikte incelemek gerekir.
Ortaklar sözleşmesi şirket ana sözleşmesinin yerine geçer mi?
Hayır; ortaklar arasındaki sözleşme ile şirketin esas sözleşmesi farklı etki alanlarına sahiptir. Anonim şirkette esas sözleşme anonim şirket hükümlerinden ancak kanunun açıkça izin verdiği ölçüde sapabilir (TTK m. 340); limited şirkette pay devrinin sınırlandırılması, önalım ve alım hakları, ek ödeme yükümlülüğü gibi kayıtlar ancak şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde bağlayıcıdır (TTK m. 577). Pay devri, oy ve yönetim taahhütlerinin kime karşı ileri sürülebileceği incelenmeli, bir belge diğerinin yerine kullanılmamalıdır. Ortaklar sözleşmesinin şirket organları ve üçüncü kişiler bakımından sonuçları ayrıca değerlendirilir.
Yatırım alırken şirket payımı nasıl korurum?
Değerleme kadar sulanma, oy, yönetim, imtiyaz ve çıkış koşulları önemlidir; yatırım sözleşmesi sermaye artırımı ve esas sözleşme değişikliğiyle birlikte incelenmelidir. Her pay sahibi, yeni çıkarılan payları mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkına sahiptir. Genel kurulun sermaye artırımı kararıyla bu rüçhan hakkı ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir; hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz (TTK m. 461). Genel kurul ayrıca tahvil veya benzeri borçlanma araçları nedeniyle alacaklı olanlara ya da çalışanlara yeni payları edinme hakkı sağlayarak sermayenin şarta bağlı artırılmasına karar verebilir (TTK m. 463). Sadece yatırım tutarına odaklanmak yerine, hangi payın hangi hakkı verdiği ve çıkış koşulları yazılı olarak netleştirilmelidir.
Sık yapılan hatalar
- Şirket adına imza ile kişisel kefaleti birbirinden ayırmamak ve kefalet metnini okumadan imzalamak.
- Ortak olmanın bilgi hakkını sona erdirdiğini sanmak veya ret yazısını saklamamak.
- Şirketi kapatırken alacaklılara çağrı yapmadan sicilden silinmeyi borçların bitmesi saymak.
- İbra kararını sorumluluk davasına kesin engel saymak veya altı aylık süreyi izlememek.
- Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya sermaye artırımı kararını yatırım sözleşmesiyle birlikte incelememek.
Kaynaklar
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: mevzuat.gov.tr
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: mevzuat.gov.tr