Tasarrufun iptali (iptal) davası, borçlunun alacaklıları zarara uğratan bazı işlemlerinin geçersizliğini sağlamak için açılır; elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan her alacaklı bu davayı açabilir (İİK m. 277). Dava hakkı, batıl tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş sene geçmekle düşer (İİK m. 284).
Bu yazı, hangi tasarrufların iptale tabi olduğunu, bağışlama sayılan işlemleri, eşe ve yakınlara yapılan devirleri, zarar verme kastıyla yapılan işlemleri, davanın kimlere karşı ve hangi sürede açılacağını, iyi niyetli üçüncü kişinin durumunu, ihtiyati haciz imkânını, davanın sonucunu ve muvazaa iddiasında gerçek iradenin nasıl belirleneceğini anlatır. İİK m. 278 ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararını ele alan tasarrufun iptali ve İİK m. 278 yazımıza da bakabilirsiniz.
Bu yazıda
- İptal davası nedir, kim açar?
- Bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar
- Eş, yakınlar ve birlikte yaşayanlar
- Bazı alacaklıları öne almak: aşırı ödemeler ve rehinler
- Zarar verme kastıyla yapılan işlemler
- Davanın tarafları ve süresi
- İyi niyetli üçüncü kişi
- İhtiyati haciz ve alacağın ödenmesi
- Dava kazanılırsa
- Muvazaa
İptal davası nedir, kim açar?
İptal davasıyla borçlunun alacaklıları zarara uğratan bazı işlemlerinin geçersizliği sağlanır. Elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan her alacaklı bu davayı açabilir; iflas hâlinde ise iflas idaresi, kanundaki hâllerde alacaklıların kendileri de dava açabilir. Dava, alacaklının cebri icra yoluyla alacağına kavuşmasına imkân tanır (İİK m. 277 ve 283).
Bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar
Alışılmış hediyeler dışında, aciz belgesinin düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar iptale tabidir. Altsoy, üstsoy ve yakın hısımlar arasındaki tasarruflar, gerçek değere uygun karşılık ispatlanmadıkça bağışlama sayılır (İİK m. 278). Borçlunun malını yakınına bağışlaması hâlinde alacaklı bu yolla işlemin iptalini isteyebilir.
Eş, yakınlar ve birlikte yaşayanlar
Gerçek değerine uygun karşılıklı olduğu ispatlanmadıkça, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ile yapılan tasarruflar bağışlama sayılır. Altsoy, üstsoy, üçüncü derece dahil kan hısımları, eş ve üçüncü derece dahil kayın hısımları gibi yakınlar arasındaki tasarruflar da gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama sayılır ve bir yıl içinde yapılmışsa iptale tabidir. Ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar için de aynı ispat kuralı geçerlidir (İİK m. 278). Karşılığı ödediğinizi gösteren belgeleri saklayın.
Bazı alacaklıları öne almak: aşırı ödemeler ve rehinler
Borcunu ödemeyen borçlunun, hacizden veya acizden ya da iflastan önceki bir sene içinde yaptığı bazı tasarruflar batıldır: mevcut borcu temin için verilen rehinler, para veya mutat ödeme vasıtaları dışında yapılan ödemeler ve vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler. Bundan yararlanan, borçlunun durumunu bilmediğini ispatlarsa dava dinlenmez (İİK m. 279). Üçüncü şahıs, borçlunun eşi, usul ve füruu, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun mali durumunu bildiği farz edilir; bu varsayımın aksini ancak borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispatlayarak gösterebilir (İİK m. 279 ve 280).
Zarar verme kastıyla yapılan işlemler
Malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemler, borçlunun mali durumunun ve kastın diğer tarafça bilindiği veya açık emarelerle bilinmesi gerektiği hâllerde iptal edilebilir. İşlemden itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olmalıdır (İİK m. 280).
Davanın tarafları ve süresi
İptal davaları borçlu ile borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ve mirasçıları aleyhine açılır; kötü niyetli üçüncü şahıslara karşı da dava açılabilir (İİK m. 282). İptal davası hakkı, batıl tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş sene geçmekle düşer (İİK m. 284).
İyi niyetli üçüncü kişi
İptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez. Ayrıca kendisine bağış yapılan kişi iyi niyetliyse yalnız dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermekle yükümlüdür; kötü niyetli üçüncü kişilere karşı ise dava açılabilir (İİK m. 282 ve 283). İptal davasını kaybeden üçüncü şahıs, karşılık olarak verdiği şeyi veya bedelini borçludan ya da iflas masasından geri isteyebilir; ödeme belgelerini saklayın.
İhtiyati haciz ve alacağın ödenmesi
Hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminat gerekip gerekmediğini ve miktarını mahkeme takdir eder; davanın elden çıkarılmış mallar yerine geçen değere ilişkin olması hâlinde teminat gösterilmeden ihtiyati haciz kararı verilemez. Davalılardan herhangi biri davacının alacağını öderse dava reddolunur; hâkim, duruma göre her birini masrafla sorumlu tutar veya masrafı aralarında takdir ettiği şekilde paylaştırır. Dava basit yargılama usulüyle görülür (İİK m. 281).
Dava kazanılırsa
İptal davası sabit olursa davacı, dava konusu mal üzerinde cebri icra yoluyla alacağını alma yetkisini kazanır. Konu taşınmazsa davalı üçüncü kişi üzerindeki kayıt düzeltilmeden o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. İyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklıdır (İİK m. 283 ve 282).
Muvazaa
Bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Muvazaa iddiasını ispat için sözleşme, ödeme ve ilişki belgelerini toplamalısınız (TBK m. 19). Borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak için yaptığı işlemler muvazaalı görünse de, iptal davasının koşulları (aciz belgesi, bir veya beş yıllık süreler, kastın bilinmesi) ayrıca aranır.
Örnek bir durum üzerinden değerlendirme
Alacaklı olduğunuzu ve borçlunun takip başladıktan kısa süre sonra tek taşınmazını kardeşine devrettiğini düşünün. Önce borçlu aleyhine yaptığınız takipte haczi kabil mal bulunamadığı için haciz tutanağı size aciz vesikası hükmünde bir belge verir; bu belgeyle iptal davası açma yetkisini kazanırsınız. Devir bir yıl içinde yapılmışsa kardeş, yakın akraba olduğu için karşılığın gerçek değere uygun olduğunu kendisi ispatlamak zorundadır; ispatlayamazsa işlem bağışlama sayılır ve iptale tabidir. Devir bir yıldan önce yapılmışsa zarar verme kastını ve karşı tarafın bunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat etmeniz, ayrıca işlemden itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olması gerekir. Dava sırasında malın üçüncü kişilere devredilmemesi için ihtiyati haciz isteyebilirsiniz. Dava kazanılırsa taşınmaz üzerindeki tapu kaydı düzeltilmeden o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilirsiniz; ancak taşınmazı sonradan iyi niyetle edinen bir üçüncü kişi varsa onun hakları ihlal edilmez.
Alacaklı için adım adım
- Önce aciz belgesi (geçici veya kesin) almanız gerektiğini kontrol edin; iptal davası için bu belge şarttır.
- İşlemin tarihini ve niteliğini belirleyin: bağışlama ise bir yıl, zarar verme kastıyla yapılan işlem ise beş yıllık koşullar aranır.
- İşlemin karşı tarafını (eş, yakın, üçüncü kişi) ve iyi niyetli olup olmadığını araştırın; yakınlar için kanuni karineler lehinize işler.
- Devir edilen malın elden çıkmasını önlemek için ihtiyati haciz talebini değerlendirin.
- Dava hakkının beş yılda düştüğünü unutmayın.
Karşı taraf için adım adım
- Borçludan mal satın aldıysanız ödeme belgelerinizi, banka kayıtlarınızı ve rayiç değeri gösteren belgeleri toplayın.
- Yakın akrabanız veya eşinizseniz gerçek değere uygun karşılık ödediğinizi ispatlamanız gerekir.
- Borçlunun mali durumunu bilmediğinizi ispatlayabiliyorsanız aşırı ödeme ve rehin iddialarında dava dinlenmeyebilir.
- Dava kaybedilirse verdiğiniz karşılığı borçludan geri isteme hakkınız olduğunu hatırlayın.
Sık yapılan hatalar
- Aciz belgesi almadan iptal davası açmaya çalışmak.
- Bir yıllık ve beş yıllık süreleri birbirine karıştırmak.
- Yakınlar arasındaki devrin gerçek değerle yapıldığını belgelemeden güvenmek.
- Dava devam ederken malın elden çıkmasına karşı ihtiyati haciz istememek.
- İyi niyetli üçüncü kişinin korunduğunu düşünmeyip her devri iptal edilebilir sanmak.