Adli sicile yalnızca Türk mahkemelerince verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ile kanunda sayılan diğer kararlar kaydedilir; dava açılması, henüz kesinleşmemiş karar ve idari para cezaları sicile işlenmez (5352 sayılı Kanun m. 4 ve 5). Cezanın infazının tamamlanması, ceza zamanaşımının dolması veya genel af gibi hâllerde bilgiler silinerek arşiv kaydına alınır (m. 9); arşiv bilgileri ise diğer mahkûmiyetlerde kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir (m. 12).
Bu yazı sabıka kaydında neyin görüneceğini, kaydı kimlerin isteyebileceğini, arşive alınma ve silinme sürelerini, çocukluk dönemi ve yabancı mahkeme kayıtlarını, kişisel veri korumasını, dava ve ceza zamanaşımı sürelerini ve tekerrür kuralını anlatır.
Bu yazıda
- Adli sicil kaydı nedir, hangi kararlar girer
- Neler kaydedilmez
- Kaydı kimler alabilir, amaç neden yazılır
- Gizlilik ve işverenin rolü
- Arşive alınma ve silinme
- Çocukluk dönemi, yabancı mahkeme ve tekerrür
- Kişisel veri ve düzeltme
- Dava zamanaşımı
- Ceza zamanaşımı
- Ölüm ve af
- Sık yapılan hatalar
- Kaynaklar
Adli sicil kaydı nedir, hangi kararlar girer
Adli sicil, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik sistemle toplanıp saklandığı ve gerektiğinde ilgililere bildirildiği kayıttır; Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adlî Sicilde tutulur (m. 1-3). Mahalli sicil bilgileri bilgisayara girer, merkeze aktarır ve merkezden aldığı bilgileri ilgililere iletir; merkezî sicil ise kayıtların güncellenmesi, düzenlenmesi ve düzeltilmesinden sorumludur.
Kanun m. 4'e göre sicile şunlar işlenir: hapis cezasına mahkûmiyet, koşullu salıverilme ve geri alınması, hapis cezasının infazının tamamlanması; hapis cezasının ertelenmesinde denetim süresi ve cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu; adli para cezasına mahkûmiyet ile bunun ödenerek veya tazyik hapsiyle infazı; kısa süreli hapse seçenek yaptırıma mahkûmiyet; ehliyetin geri alınması veya meslek yasağı gibi kararlar; şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık kararı; ceza zamanaşımının dolduğunun tespiti; genel veya özel af; akıl hastalığı nedeniyle güvenlik tedbirleri. Türkiye'de suç işlemiş yabancıların kayıtları da Merkezî Adlî Sicilde tutulur. Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen hükümler de kaydedilir.
Neler kaydedilmez
Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyetler, disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar ve idari para cezasına ilişkin kararlar adli sicile kaydedilmez (m. 5). Yani trafik idari para cezası sabıka kaydınızda görünmez; idari para cezası ile adli para cezasını karıştırmayın. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları ise ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere kaydedilir (m. 6). Hakkınızda dava açılması da sicile işlenmez; kararın kesinleşip kesinleşmediğini mahkeme veya başsavcılık kaleminden öğrenebilirsiniz.
Kaydı kimler alabilir, amaç neden yazılır
Adli sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle ilgili kişiye veya vekâletnamede açıkça yetki verilmişse vekiline, kamu kurum ve kuruluşlarına ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir (m. 7). Verilen bilgi bu amaç dışında kullanılamaz; belgeyi alırken gerçek kullanım yerini doğru belirtin. Genel nitelikli vekâletname yeterli olmayabilir; vekâletnamede adli sicil bilgisinin alınabileceği açıkça yazılmalıdır. Yabancı devletlerce istenen bilgiler mütekabiliyet esasına göre verilir.
- Nereden: Yurt içinde mahalli sicillerde Cumhuriyet başsavcılıkları ve kaymakamlıklar, merkezî sicilde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü; yurt dışında elçilik ve konsolosluklar bilgi verir (m. 8).
- Kendiniz sorgulama: Gerçek kişiler, kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde güvenli kimlik doğrulama araçlarıyla sorgulayıp sonucu ilgili mercie verebilir; kamu kurumları da mevzuatın adli sicil kaydı aradığı hâllerde sorgulama yapabilir (m. 13/2). Hangi belgenin istendiği başvurduğunuz kurumun mevzuatına bağlıdır.
- Soruşturmada: Mahkeme, hâkim ve Cumhuriyet başsavcılığı doğrudan sorgulama yapabilir; kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ise Adalet Bakanının onayıyla sorgulayabilir (m. 13/1).
Gizlilik ve işverenin rolü
Adli sicil ve arşiv bilgileri gizlidir; görevlilerce açıklanamaz ve bu Kanuna göre bilgi verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz (m. 11). Kanun, bilginin verilebileceği kişi ve kurumları sayarken özel işyerlerini saymaz. Bu nedenle özel bir işveren kaydı doğrudan isteyemez; ancak sizden belgeyi kendiniz sunmanızı isteyebilir. Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hakkınızda alınacak bir karar veya yapılacak işlemle ilgili olarak bir yakınınızın adli sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve bu bilgiler sizi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz (m. 10/2).
Arşive alınma ve silinme
Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması ve genel af hâllerinde adli sicil bilgileri Genel Müdürlükçe silinerek arşiv kaydına alınır (m. 9/1). Bu madde başvuru şartı aramaz; arşiv kaydına ise yalnızca kanunda sayılan kişi ve merciler ulaşabilir (m. 10): kişinin kendisi veya yetkili vekili, soruşturma veya kovuşturma kapsamında başsavcılıklar, hâkim veya mahkemeler, yetkili seçim kurulları ve özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurumları.
Arşiv kaydı şu hâllerde tamamen silinir (m. 12):
- İlgilinin ölümü üzerine (adli sicil bilgileri de ölümle tamamen silinir; m. 9/2).
- Anayasa'nın 76. maddesi ve Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa onbeş yıl, bu karar aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle.
- Diğer mahkûmiyetlerde, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle.
- Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde, talep aranmaksızın.
- Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse önceki mahkûmiyetin kaydı tamamen silinir.
- Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, infazın tamamlanmasıyla.
Silme kararlarını Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakan onayıyla kurulan üç hâkimden oluşan komisyon alır (m. 14). Sicilinizde size ait olmayan bir karar görürseniz kimlik, dosya ve karar bilgilerini karşılaştırıp resmî düzeltme başvurusuna dayanak belgeleri ekleyin. Ayrıntılar için adli sicil kaydı nasıl silinir yazımıza da bakabilirsiniz.
Çocukluk dönemi, yabancı mahkeme ve tekerrür
Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtları, ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir (m. 10/3). Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz (TCK m. 58/5).
Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş adli para cezası ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler adli sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir; hürriyeti bağlayıcı cezalar ise kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle sicilden çıkarılıp arşive alınır (m. 9/3). Yabancı mahkeme hükümleri tekerrüre kural olarak esas olmaz; yalnızca kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçlarında esas olur (TCK m. 58/4).
Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan beş yıldan fazla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz (TCK m. 58/2). Tekerrür için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez; hüküm kesinleştikten sonra yeni suç işlenmesi yeterlidir (m. 58/1).
Kişisel veri ve düzeltme
Ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili veriler özel nitelikli kişisel veridir ve işlenmesi yasaktır; açık rıza, kanunlarda açıkça öngörülme gibi sayılan hâller dışında işlenemez (KVKK m. 6). Bu nedenle işvereniniz sicil kaydınızı başkalarıyla paylaşamaz; veri sorumluları öğrendikleri kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına açıklayamaz. Hakkınızdaki yanlış veya eksik kişisel verinin düzeltilmesini veri sorumlusuna başvurarak isteyebilirsiniz (KVKK m. 4 ve 11). Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi KVKK kapsamı dışındadır (m. 28); adli sicil kayıtlarının verilmesi ise ayrıca 5352 sayılı Kanunun gizlilik ve amaç kurallarına tabidir.
Dava zamanaşımı
Kanunda başka türlü yazılmış haller dışında kamu davası, suçun kanundaki cezasının yukarı sınırına göre şu sürelerin geçmesiyle düşer (TCK m. 66): ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren suçlarda otuz yıl; müebbet hapis gerektirenlerde yirmibeş yıl; yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis gerektirenlerde yirmi yıl; beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis gerektirenlerde onbeş yıl; beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezası gerektirenlerde sekiz yıl. Seçimlik cezalı suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
- Başlangıç: Tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüste son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği günden, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden; çocuklara karşı üstsoy veya üzerlerinde hüküm ve nüfuzu olanlarca işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden başlar.
- Çocuk failler: Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş, onbeş yaşını doldurmamışlar için bu sürelerin yarısı, onbeş yaşını doldurmuş, onsekiz yaşını doldurmamışlar için üçte ikisi uygulanır.
- Kesilme: Şüpheli veya sanığın savcı huzurunda ifadesinin alınması, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı zamanaşımını keser; süre yeniden işlemeye başlar ve kesilme hâlinde ilgili suça ilişkin sürenin en fazla yarısına kadar uzar (m. 67).
- Durma: İzin veya karar alınmasına ya da başka mercide çözülmesi gereken meselenin sonucuna bağlı hâllerde ve kaçak hakkında verilen karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur (m. 67/1).
Dava ve ceza zamanaşımı resen uygulanır ve şüpheli, sanık ve hükümlü bundan vazgeçemez (m. 72). Süre hesabında bir gün yirmi dört saat, bir ay otuz gündür. Ayrıntı için ceza davasında zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
Ceza zamanaşımı
Kesinleşen cezalar belirli süreler geçince infaz edilmez (m. 68): ağırlaştırılmış müebbette kırk yıl; müebbette otuz yıl; yirmi yıl ve daha fazla süreli hapiste yirmidört yıl; beş yıldan fazla hapiste yirmi yıl; beş yıla kadar hapis ve adli para cezalarında on yıl. Çocuklar için süreler yarıya veya üçte ikiye iner. Ceza zamanaşımı hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanır. Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser (m. 71).
Ölüm ve af
Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir; niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında dava sürdürülerek müsadere hükmolunabilir. Hükümlünün ölümü hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır (TCK m. 64). Genel afta kamu davası düşer ve cezalar bütün neticeleriyle ortadan kalkar; özel af ise cezanın infaz kurumunda çektirilmesine son verebilir ya da süresini kısaltabilir (m. 65). Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez; genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez (m. 74).
Sık yapılan hatalar
- İdari para cezasının sabıka kaydında göründüğünü sanmak
- Adli sicil ve arşiv kaydını aynı şey zannetmek
- Belgeyi alırken amaç kısmına gerçek kullanım yerini yazmamak
- Zamanaşımının kendiliğinden yeniden başladığını varsaymak ve kesilme nedenlerini hesaba katmamak
- Yabancı mahkeme kararının her zaman tekerrüre esas olduğunu düşünmek