Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; ödeme günü sözleşmede belirlenmişse veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, bu günün geçmesiyle ihtar gerekmeden temerrüt oluşur (TBK m. 117). Temerrütten sonra alacaklı gecikme zararını isteyebilir (TBK m. 118), karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ise uygun bir ek süre vererek ifayı veya sözleşmeden dönmeyi seçebilir (TBK m. 123-125). Sözleşmedeki ceza koşulu da çoğu zaman bu süreçte gündeme gelir; hâkim aşırı gördüğü cezayı kendiliğinden indirir (TBK m. 182).
Bu yazı, temerrüdün ne zaman başladığını, ihtarın gerekip gerekmediğini, gecikme zararını ve temerrüt faizini, ek süre vermeyi, sözleşmeden dönmeyi ve feshi, imkânsızlığı, aşırı ifa güçlüğünü ve ceza koşulu ile kapora konularını anlatır.
Bu yazıda
- Temerrüt ne zaman başlar, ihtar şart mı?
- Gecikme zararı ve beklenmedik hâl
- Temerrüt faizi ve sınırları
- Ek süre vermek ve sözleşmeden dönmek
- Fesih bildiriminde tarih ve sürekli edimli sözleşmeler
- Borcun gereği gibi ifa edilmemesi ve sorumsuzluk anlaşması
- İmkânsızlık, kısmi imkânsızlık ve aşırı ifa güçlüğü
- Alacaklının temerrüdü ve ifaya ilişkin pratik sorular
- Ceza koşulu, kapora ve cayma parası
- Sık yapılan hatalar
- Kaynaklar
Temerrüt ne zaman başlar, ihtar şart mı?
Her borç aynı gün kendiliğinden temerrüde dönüşmez. Genel kural, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşmesidir. Ödeme günü taraflarca birlikte belirlenmişse veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, bu günün geçmesiyle ihtar gerekmeden temerrüt oluşur. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur; ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır (TBK m. 117). Bu nedenle sözleşmeyi, teslimi ve ödeme tarihlerini birlikte kontrol etmek gerekir. Vadenin geçmesinin her durumda ihtarsız temerrüt yaratıp yaratmadığı, vadenin belirli olup olmadığına ve muacceliyetin gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır. İhtarı noter aracılığıyla göndermek ispat kolaylığı sağlar.
Gecikme zararı ve beklenmedik hâl
Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 118). Gecikmeyi haklı gösteren yazışmaları ve belgeleri saklamanız bu açıdan önemlidir. Zarar iddiasında ek giderleri ve kayıp dönemini sözleşme ihlaliyle eşleştirmek gerekir. Temerrüde düşen borçlu ayrıca beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan da sorumludur; ancak temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etseydi bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederse bu sorumluluktan kurtulur (TBK m. 119).
Temerrüt faizi ve sınırları
Temerrüt faizi oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa mevzuata göre belirlenir. Sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı bu şekilde belirlenen oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz; akdî faiz daha yüksekse ve temerrüt faizi yazılmamışsa akdî oran geçerli olur (TBK m. 120). Temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez. Faiz veya irat borcunu ödemekte temerrüde düşen borçlu ise icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür (TBK m. 121). Temerrüt faizi zararı karşılamıyorsa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe aşkın zararı da gidermekle yükümlüdür; aşkın zarar görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa davacının isteğiyle hâkim bu miktara da hükmeder (TBK m. 122).
Ek süre vermek ve sözleşmeden dönmek
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düşerse diğeri ifa için uygun bir süre verebilir veya hâkimden süre verilmesini isteyebilir (TBK m. 123). Her temerrütte hemen sözleşmeden dönemezsiniz; kural olarak önce ek süre gerekir. Süre verilmesine gerek olmayan hâller ise kanunda sayılmıştır: borçlunun durumundan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa, temerrüt sonucunda ifa alacaklı için yararsız kalmışsa veya belirli zamanda ifa edilmemesi hâlinde ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa süre verilmesine gerek yoktur (TBK m. 124).
Verilen süre içinde borç ifa edilmemişse alacaklı her zaman ifa ve gecikme tazminatı isteyebilir. Ayrıca ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararı isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilir; borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararı da isteyebilir (TBK m. 125).
Fesih bildiriminde tarih ve sürekli edimli sözleşmeler
Fesih sebebi, bildirim şartı ve süre sözleşme türüne göre değişir. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (TBK m. 126). Fesih ile sözleşmeden dönme aynı geçmiş etkiyi doğurmaz; ilişkinin türüne ve kullanılan hakka göre sonuçlar değişir. Fesih yazısında hangi tarihi yazacağınız, sözleşmenin tam metnine, ihlalin niteliğine ve bildirimin karşı tarafa ulaşma anına bağlıdır. Bildirim, gönderildiği anda her zaman sonuç doğurmayabilir; ulaşma, süre ve sözleşme koşulları önemlidir. Gönderim ve teslim kayıtlarını ayrı ayrı saklayın. Sözleşme sona erse bile gizlilik gibi devam eden yükümlülükler sözleşmeye ve kanuna göre sürebilir; sona erme maddelerini ayrıca okuyun. Hazır bir fesih yazısını sözleşmenizi ve ihlali incelemeden aynen kullanmayın.
Borcun gereği gibi ifa edilmemesi ve sorumsuzluk anlaşması
Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Yapma borcunda alacaklı masrafı borçluya ait olmak üzere başkasının ifasını isteyebilir (TBK m. 112 ve 113). Sözleşmeye “hiçbir durumda sorumlu olmam” maddesi koymak ise sınırsız değildir: borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına dair önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür; hizmet sözleşmesinden doğan borç sebebiyle sorumsuzluk anlaşması da kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 115).
İmkânsızlık, kısmi imkânsızlık ve aşırı ifa güçlüğü
Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu aldığı edimi geri vermekle yükümlüdür ve henüz kendisine ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder. İmkânsızlığı alacaklıya gecikmeksizin bildirmek gerekir (TBK m. 136). Borç kısmen imkânsızlaşırsa borçlu yalnızca imkânsızlaşan kısımdan kurtulur; ancak kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa borcun tamamı sona erer (TBK m. 137). Mücbir sebep diye adlandırılan her olay borcu kaldırmaz; imkânsızlık, kusur ve sözleşme düzeni birlikte değerlendirilir.
Sözleşme yapılırken öngörülmeyen ve beklenmeyen olağanüstü bir durum borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı hâle getirirse, borçlu hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını, bu mümkün değilse sözleşmeden dönmeyi isteyebilir; sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih kullanılır (TBK m. 138). Her maliyet artışı bu sonucu doğurmaz; aşırı ifa güçlüğünün özel koşulları vardır.
Alacaklının temerrüdü ve ifaya ilişkin pratik sorular
Borçlu da bazen ifa etmek ister ama alacaklı kabul etmez. Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden kaçınırsa temerrüde düşer (TBK m. 106). Bu durumda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir (TBK m. 107); bu nedenle teslim teklifini ve reddi belgelemek gerekir. Borcun tamamı belli ve muaccelse alacaklı kısmen ifayı reddedebilir; kısmen ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan kısmını ifadan kaçınamaz (TBK m. 84). Borçlu, alacaklının menfaati bulunmadıkça borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir; başka biri adına ödeme yapabilir (TBK m. 83). Birden çok borç varsa ödeme açıklamasında hangi borca sayılacağını belirtin (TBK m. 101); ödeme yaptığınızda makbuz isteyin, borcun tamamı ödenmişse senedin geri verilmesini veya iptalini talep edin (TBK m. 103). Karşılıklı borçlarda karşı taraf kendi borcunu yerine getirmiyorsa ifa sırası ve ifa güçsüzlüğü savunması gündeme gelebilir (TBK m. 97); ancak tek taraflı durdurmadan önce koşulları inceleyin.
Ceza koşulu, kapora ve cayma parası
Sözleşmede ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir (TBK m. 179). Bu nedenle teslim sırasında gecikme cezası hakkını saklı tutan bir şerh düşmek önemlidir. Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir; zarar ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusurunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez (TBK m. 180). Taraflar cezanın miktarını serbestçe belirler; asıl borç geçersizse ceza istenemez; hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (TBK m. 182). Bu yüzden cezanın aynen ödenip ödenmeyeceği, ihlalin türüne ve tarafların sıfatına bağlıdır; tutarın yüksekliğine bakarak geçersiz olduğunu varsaymayın.
Ceza koşulu ile zararı aynı kalem saymayın: aynı zararı iki kez hesaplamamak gerekir. Sözleşme yapılırken verilen para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır; aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça bağlanma parası esas alacaktan düşülür (TBK m. 177). Cayma parası kararlaştırılmışsa taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkilidir; parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır, almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir (TBK m. 178). Yani kapora ile cayma parası aynı varsayılamaz; metinde neyin kararlaştırıldığına bakın.
Sık yapılan hatalar
- Vade belirli olmadığı hâlde ihtar çekmeden temerrüt faizi istemek.
- Ek süre vermeden doğrudan sözleşmeden dönmek.
- Fesih yazısındaki tarihi ve gerekçeyi sözleşme metnini okumadan yazmak.
- Gecikme cezası hakkını teslim sırasında saklı tutmamak.
- Faizin üstüne faiz işletilebileceğini sanmak.
- Her maliyet artışını “mücbir sebep” diye etiketleyip borcu durdurmak.
Müteahhit gecikmesi gibi eser sözleşmelerine özgü sonuçlar için geç teslim ve ayıp yazımıza bakabilirsiniz.