Tedavinin beklediğiniz sonucu vermemesi, tek başına hekimin veya hastanenin hukuken sorumlu olduğunu göstermez; sorumluluk için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil, zarar ve bunlar arasında bağlantı gerekir (TBK m. 49). Sözleşmeye dayalı bir tedavi ilişkisinde ise borç gereği gibi ifa edilmemişse borçlu, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 112). Bu nedenle ilk işiniz tedavinizi sürdürmek, ikinci işiniz de bütün tıbbi kayıtlarınızı toplamaktır.
Bu yazı tıbbi hata şüphesinde neye bakıldığını, yanlış teşhis iddiasında hangi kayıtların hazırlanacağını, kamu hastanesi ile özel hastaneye karşı izlenecek yolun neden farklı olduğunu, bilirkişi raporunun rolünü ve yakınınızı tedavi sırasında kaybettiyseniz sürecin nereden başlayacağını anlatır.
Bu yazıda
- Olumsuz sonuç ile tıbbi hata arasındaki fark
- Tıbbi kayıtlar nasıl istenir, hangi belgeler önemlidir?
- Yanlış teşhis şüphesinde zaman çizelgesi
- Komplikasyon, ikinci hekim görüşü ve sigorta cevabı
- Kamu hastanesi, özel hastane ve hekim: kime karşı hangi yol?
- Bilirkişi raporu neden belirleyicidir?
- Yakınınız tedavide hayatını kaybettiyse
- Ceza şikâyeti, idari başvuru ve tazminat farkı
- Sık yapılan hatalar
Olumsuz sonuç ile tıbbi hata arasındaki fark
Kısa cevap: Başarısız sonuç ile hukuken sorumluluk doğuran tıbbi uygulama hatası aynı şey değildir.
Vekâlet ilişkisinde borçlu, sonucu değil özenli çabayı üstlenir. Kanun, vekilin üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmesini ister; özen borcunun ölçüsü olarak da benzer alanda iş ve hizmet üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranışı esas alır (TBK m. 506). Hekim ile hasta arasındaki tedavi ilişkisi bu çerçevede tartışılır. Dolayısıyla iyileşmemek, hastalığın seyri gereği ilerlemek veya beklenmedik bir sonucun çıkması, kendiliğinden kusur kanıtı sayılmaz.
İncelemede birlikte şunlara bakılır: beklenen özen, tıbbi gereklilik, size yapılan bilgilendirme, ortaya çıkan zarar ve uygulama ile zarar arasındaki nedensellik. Sonuca bakarak kesin bir kusur iddiası kurmadan önce bütün sağlık kayıtlarını toplamanız bu yüzden önemlidir. Kamuoyunda bu konuyu tartışan yargı kararlarının nasıl değerlendirildiğini merak ediyorsanız Targal Avukatlık Bürosu'nun tıbbi ihmal ve doktor hatası yazısına da bakabilirsiniz.
Tıbbi kayıtlar nasıl istenir, hangi belgeler önemlidir?
Kısa cevap: Kendi sağlık kayıtlarınız hakkında bilgi isteme hakkınız vardır; talebi tedaviyi yapan kuruluşun ilgili birimine yazılı verin.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na göre herkes veri sorumlusuna başvurarak kişisel verisinin işlenip işlenmediğini öğrenebilir, işlenmişse buna ilişkin bilgi talep edebilir ve eksik ya da yanlış işlenmişse düzeltilmesini isteyebilir (KVKK m. 11). Talepler yazılı veya Kurulun belirleyeceği yöntemlerle iletilir; veri sorumlusu talebi en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırır (KVKK m. 13). Kimlik ve temsil yetkiniz doğrulanabilir; başkasının dosyası için yetkinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Talepte hangi dönemi ve hangi belgeyi istediğinizi yazın. Epikriz yalnızca özet niteliğindedir; onam formları, tetkik sonuçları, ameliyat notları, reçeteler ve işlem kayıtları ayrıca gerekebilir. Görüntüleme raporu ile görüntünün kendisi de farklı bilgi taşır; teknik inceleme gerekecekse ikisini ayrı isteyin. Ameliyatı hangi hekimin yaptığının kayıttan görünmesi, kurum ile kişilerin rollerini ayırmayı kolaylaştırır. Başvurunuzun tarihini, kapsamını ve aldığınız cevabı belgeleyin; yalnızca telefon görüşmesine dayanmayın.
Kayıtta eksik ya da hatalı bir bilgi varsa kaydı sizin değiştirmeniz değil, orijinalin bütünlüğü korunarak usulüne uygun düzeltme veya ek açıklama istemeniz gerekir. Hangi bilginin neden yanlış olduğunu dayanağıyla açıklamak talebinizi güçlendirir. Hekim değiştirmek önceki kayıtlara erişim hakkınızı ortadan kaldırmaz; önceki tedavi belgelerini sonraki bakım için de saklayın.
Yanlış teşhis şüphesinde zaman çizelgesi
Kısa cevap: İlk belirtiler, muayeneler, tetkikler ve sonraki tanıyı tarih sırasıyla düzenleyin; farklı bir tanı tek başına hata sonucunu göstermez.
Yanlış teşhis iddiasında temel soru, olay anındaki bilgi ve belirtiler ışığında gerekli özenin gösterilip gösterilmediğidir (TBK m. 49 ve 506). Bir hastalığın sonradan başka biçimde adlandırılması, ilk muayenedeki değerlendirmenin hatalı olduğunu kendiliğinden göstermez. Tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli biçimde somutlaştırması ve hangi delilin hangi vakıa için gösterildiğini belirtmesi gerekir (HMK m. 194); bu yüzden dosyayı olay sırasına koymak yararlıdır:
- İlk şikâyet ve belirtiler: tarih, başvurulan kurum, anlatılan yakınma.
- Muayene ve tetkikler: istenen ve istenmeyen testler, sonuçlar, görüntüler.
- Konulan tanı, verilen tedavi, ilaçlar ve taburcu talimatları.
- Sonraki başvurular ve sonradan konulan farklı tanı.
- Bugünkü durumunuz ve sağlık raporlarınız.
Sonradan yazılan notları ayrıca işaretleyin ve kişisel gözlemlerinizi tıbbi görüşten ayırın. Sağlıkla ilgili değerlendirme için yetkili hekimden, hukuki yol için avukattan destek almak iki ayrı iştir; biri diğerinin yerine geçmez. Tedavi ihtiyacınızı hukuki dosya uğruna ertelemeyin.
Komplikasyon, ikinci hekim görüşü ve sigorta cevabı
Komplikasyon denmesi sorumluluğu her zaman ortadan kaldırmaz; riskin öngörülmesi, size bilgi verilmesi ve riskin yönetilmesi birlikte değerlendirilir. İkinci hekimin görüşü değerlendirmeye yardımcı olur, ancak hukuki sorumluluğun sonucunu tek başına belirlemez. Taraflar dava konusu olayla ilgili olarak uzmanından bilimsel mütalaa alabilir; hâkim isterse bu uzmanı duruşmaya çağırıp dinleyebilir (HMK m. 293).
Sigorta şirketi, özel hastanenin veya sizin poliçenizin kapsamı gereği ödemeyi reddettiyse bu cevap tedavi hatası olmadığını kanıtlamaz. Sigorta kapsamı ile tıbbi kusur ayrı değerlendirmelerdir. Sigortacı sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur ve rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü ona aittir (TTK m. 1409). Ret gerekçesini poliçeyle karşılaştırın.
Zarar tıbbi cihazın arızasından doğmuşsa ürün, bakım, kurum ve uygulayıcı sorumlulukları farklı olabilir. Adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür; ancak seçme, talimat ve gözetimde gereken özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz (TBK m. 66). Arıza ve kullanım kayıtlarını ayrı dosyalayın.
Kamu hastanesi, özel hastane ve hekim: kime karşı hangi yol?
Kısa cevap: Tedaviyi hangi kurumun, hangi ilişki içinde ve ne zaman yaptığı, görevli yargı kolunu ve ön başvuru koşullarını etkiler. Tek dilekçeyi iki kuruma uygulamayın.
İdari yargıda idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan etkilenenlerin açabileceği tam yargı davaları vardır (İYUK m. 2). Kamu hastanesindeki idari eylemden doğan bir zarar için dava açmadan önce, eylemi öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarınızın yerine getirilmesini istemeniz gerekir. İstek reddedilirse veya otuz gün içinde cevap verilmezse dava süresi işlemeye başlar. Görevli olmayan adli yargıda açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde sonradan idari yargıda açılacak davada bu ön başvuru şartı aranmaz (İYUK m. 13).
Özel hastane veya bağımsız hekimle ilişkide ise sözleşme, çalışma ve organizasyon bağları incelenir. Borçlu, yardımcı kişilerin işi yürüttükleri sırada verdikleri zarardan sorumludur; uzmanlığı gerektiren ve izne bağlı bir hizmette yardımcı kişilerin fiillerinden sorumsuzluğu öngören anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 116). Hastane ile doktoru tek kişiymiş gibi göstermek yerine, kurum ve hekimin rollerini ayrı yazın. Estetik bir işlemle acil bir müdahalenin hukuki değerlendirmesi de aynı olmayabilir: sözleşmenin amacı, taahhüt edilen sonuç ve tıbbi koşullar eser ya da vekâlet hükümlerine yaklaşabilir (TBK m. 19, 470 ve 502). Bu yüzden tedavi yerini, tarihleri ve sözleşme belgelerini açıkça belirleyin.
Özel hastanenin ücret veya hizmet kapsamı konusundaki uyuşmazlıkları ise tüketici hukuku yolunda ayrıca değerlendirilir; ayrıntı için aynı konudaki özel hastane ve tüketici hakları yazımıza bakın.
Bilirkişi raporu neden belirleyicidir?
Kısa cevap: Tıbbi standarda uygunluk ve zarar bağlantısı uzmanlık gerektirir; mahkeme çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişinin görüşünü alır (HMK m. 266).
Genel bilgi veya tecrübeyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz; tıbbi uygulamanın standardı, risk yönetimi ve nedensellik ise bu kapsamdadır. Rapor geldiğinde tüm iddialarınızı ve kayıtları gerçekten değerlendirip değerlendirmediğine bakın. Raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde, eksik gördüğünüz hususların tamamlattırılmasını, belirsiz noktalarda açıklama yapılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebilirsiniz; mahkeme ek rapor alabilir, bilirkişiyi duruşmada dinleyebilir veya yeni bilirkişi eliyle tekrar inceleme yaptırabilir (HMK m. 281). Katılmadığınız noktaları somut belgeyle belirtin; sonucu yalnız rapor başlığından çıkarmayın.
Tıbbi rapordaki bir oran ile tazminat hesabındaki hukuki zarar da aynı şey değildir: rapor belirli bir tıbbi amaç taşıyabilir, gelir ve dönem gibi unsurlar ayrıca incelenir.
Yakınınız tedavide hayatını kaybettiyse
Kısa cevap: Tıbbi kayıtları, ölüm belgelerini ve varsa adli inceleme belgelerini edinin; ceza, idari ve tazminat yolları farklı koşullara bağlı olabilir.
Ölüm hâlinde uğranılan zararlar arasında cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücündeki kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıpları sayılır (TBK m. 53). Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlara manevi tazminat da verilebilir (TBK m. 56). Destek ilişkisini ve olay tarihlerini düzenleyin; yakınlık bağını gösteren belgeleri hazır tutun. Sigorta hak sahipliği ile mirasçılık da ayrı kavramlardır.
Ceza şikâyeti, idari başvuru ve tazminat farkı
Hasta hakları birimine, SABİM'e veya bir kuruma yapılan şikâyet, idari bir inceleme talebidir; tazminat davası değildir ve bir başvurunun diğer süreleri durdurduğunu varsaymamalısınız. Şikâyet sonucunu beklemek dava sürelerini kesin olarak korumaz; her başvurunun süre etkisi kurum ve talep türüne göre ayrıca incelenmelidir (İYUK m. 13).
Ceza soruşturması ile tazminat da farklıdır. Hâkim, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığına karar verirken ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir; aynı şekilde ceza hâkiminin kusur ve zarara ilişkin değerlendirmesi de hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m. 74). Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır (TBK m. 72). Sözleşme ilişkisine dayanan taleplerde sürenin ayrıca incelenmesi gerekir, bu nedenle tarihleri geciktirmeden hukuki değerlendirmeye götürün.
Sık yapılan hatalar
- Kaydı istemeden önce hekimi veya kurumu suçlayan yazılı mesajlar göndermek.
- Tedavi önerilerine uymayı bırakmak. Zarar gören zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir (TBK m. 52).
- Önceki hastalıkları dosyada saklamak; nedensellik değerlendirmesini zorlaştırır.
- Yalnızca internet cevaplarına dayanarak karar vermek.
- Başvuru tarihlerini ve eklerini belgelememek.
İlk görüşmeye götürmek üzere tek sayfalık bir özet hazırlayın: kurum, işlem, tarih, iddia ettiğiniz eksiklik ve bugünkü etkisi (HMK m. 119 ve 194).