İşe İade Davası 2026: Arabulucuya Başvuru Süresi, İki Hafta Dava Süresi, İspat Yükü, İşe Başlatmama Tazminatı ve Boşta Geçen Süre Ücreti

İş ve çalışmaYazar: Hukuk Rehberi yayın ekibiYayın: Av. Ertuğrul Targal onayladı ·

Fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebep geçerli olmadığı iddiasıyla, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmanız gerekir; arabuluculuk sonunda anlaşılamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir (4857 sayılı Kanun m. 20). Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirse işveren sizi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır; başlatmazsa en az dört en çok sekiz aylık ücret tutarında tazminat öder (m. 21).

Bu yazı, işe iade sürecinin adımlarını, sürelerini, arabuluculuk ve mahkeme aşamalarını, ispat yükünü, kararın sonuçlarını ve avukatla ilk görüşmeye hazırlık için neleri toplamanız gerektiğini anlatır.

Bu yazıda

  • Arabulucuya başvuru süresi ve dava süresi
  • Arabulucuya gitmeden dava açılırsa
  • İspat yükü, yargılama usulü ve yetkili mahkeme
  • Temyiz yolu, özel hakem ve cevap süresi
  • Arabulucu ücreti
  • Mahkeme feshi geçersiz sayarsa
  • Boşta geçen süre ücreti ve mahsup
  • Kesinleşince işverene başvuru
  • Fazla çalışma alacağı ve işten çıkış hazırlıkları
  • Avukatla ilk görüşme için neler hazırlanmalı?

İşe iade için hangi sürelere uymalıyım?

Fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundasınız; tebliğ tarihini ve zarfı mutlaka saklayın. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Bu süre kısadır; son tutanağın tarihini not edin ve dava dilekçesine son tutanağı ekleyin. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde, ret kararı taraflara resen tebliğ edilir ve kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir (m. 20). Dava şartı arabuluculuğa ilişkin genel kurallar 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinde de yer alır. Arabuluculuk sürecinin ayrıntıları için arabuluculuk ilk toplantıya katılmama yazımıza da bakabilirsiniz.

Feshin geçerli olduğunu kim ispatlar?

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Bu nedenle fesih nedenini gösteren belgeleri ve yazışmaları saklamak önemlidir. Fesih gerekçesi sonradan değiştirilirse ilk fesih bildiriminin tam metni ve tebliğ tarihi önem kazanır; sonradan sunulan gerekçelerle farkı kronolojik olarak gösterin. Davranış veya verimle ilgili nedenlerle yapılan fesihte savunma alınması gerekir (m. 19); savunmanız alınmadan performans gerekçesiyle çıkarıldıysanız bu husus önemlidir. Dava süreçlerinin genel seyri için iş davası süresi yazımıza da bakabilirsiniz.

Hangi mahkeme, hangi usul?

Bu uyuşmazlıklara iş mahkemeleri bakar. Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesidir; iş mahkemesi kurulmamış yerlerde dava o yerin asliye hukuk mahkemesinde bu kanunun usulüne göre görülür (7036 sayılı Kanun m. 2 ve 6). İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır; davalar yığıldığında her talebe ilişkin vakıalar bakımından ispat yükü ve deliller ayrı ayrı değerlendirilir (m. 7). Basit yargılamada cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır; taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler ve deliller dilekçelerle birlikte açıkça bildirilmelidir (HMK m. 317 ve 318). 4857 sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca açılan fesih bildirimine itiraz davalarında verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamaz; istinaf yolu ise kanunda öngörülen süre ve usullerle kullanılabilir (7036 sayılı Kanun m. 8). Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık, arabuluculuk sonunda anlaşılamayan hâllerde iki haftalık sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir (m. 20).

Arabulucu ücretini kim öder?

Arabuluculukta anlaşamazsanız: taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşılamaması hâllerinde iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir; iki saatten fazla süren görüşmelerde aşan kısım aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Anlaşırsanız arabuluculuk ücreti aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır ve tarifedeki iki saatlik ücretten az olamaz. Güncel tutarlar için resmî kaynaklara bakın. Başvuran taraf kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini bürosuna vermeli, arabulucu da elindeki bilgilere göre tarafları bilgilendirip ilk toplantıya davet etmelidir. Tarafların avukat veya yetkilendirilmiş temsilci aracılığıyla katılabileceğini de unutmayın (7036 sayılı Kanun m. 3).

Mahkeme feshi geçersiz sayarsa işveren ne yapmak zorunda?

Feshin geçersizliğine karar verildiğinde işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçinin başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarını da belirler; tazminat ve ücret alacağı dava tarihindeki ücret esas alınarak parasal olarak belirlenir (m. 21).

Davanın sürdüğü dönemde çalıştırılmadığım süre için ücret alır mıyım?

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığınız süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklar ödenir. Dönemin hesabında dava tarihindeki ücret esas alınır; hak kalemlerini bordronuza göre ayrı ayrı yazın. İşe başlatılırsanız peşin ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ödemesinden mahsup edilir; önceki ödeme belgelerini saklayın. İşe başlatılmazsanız ve size bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.

Karar kesinleşince işverene ne zaman başvurmalıyım?

Kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundasınız; başvurmazsanız işverence yapılmış fesih geçerli sayılır. Başvuruyu kanıtlanabilir bir yolla yapın. Karar sonrası başvuru ve işverenin işe başlatma süreci ayrıca işler; kesinleşme, bildirim ve başvuru tarihlerini geciktirmeden inceletin. İşverenin işe davetinin samimi olup olmadığı da tarihi, görevi, ücreti ve işyeri koşulları birlikte değerlendirilerek incelenir; daveti cevapsız bırakmak yerine metni ve teslim kaydını inceletin (m. 21 ve 22). İşe iade hükümlerini iş sözleşmesiyle değiştiremezsiniz: birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmelerle hiçbir suretle değiştirilemez, aksi yöndeki sözleşme hükümleri geçersizdir.

İşim devam ederken fazla mesai alacağı isteyebilir miyim?

Fazla çalışma alacağı yalnız işten ayrılınca doğan bir hak değildir. Çalışma ve ödeme dönemlerini karşılaştırarak talebinizi belirleyebilirsiniz. Ücret alacaklarında zamanaşımı beş yıldır (m. 32 ve 41). Bordroların imza ve içerik özellikleri ispatı etkiler; hangi kayıtların kullanılabileceğini inceletin. Fazla mesaiyi belgelemek için vardiya kayıtları, giriş çıkış verileri, yazışmalar ve tanık bilgileri kullanılabilir. Ayrıntı için fazla mesai alacağı yazımıza göz atın.

İş avukatıyla görüşmeden önce neleri hazırlamalıyım?

İşe giriş ve ayrılış tarihlerinizi, iş sözleşmenizi, varsa bordrolarınızı ve işverenle ilgili yazışmalarınızı bir araya getirin. Size bir bildirim ulaştıysa ne zaman aldığınızı not edin. Çalışma dönemlerini ve tartışılan ödemeleri aynı çizelgede görün. Belgelerin tamamının elinizde olmaması bir avukata danışmanıza engel değildir. İş kazası alacağı ile maaş alacağı farklı dosya hazırlığı gerektirebilir: maaş için dönem ve ödeme kayıtları, kaza için olay, sağlık ve zarar belgeleri öne çıkar. Aralıklı çalıştıysanız her işe giriş, çıkış, ayrılış sebebi ve yapılan ödemeyi ayrı satıra yazın. Görüşmede olayları tarih sırasıyla anlatmanız, hangi belgelerin işverende kaldığını söylemeniz ve hangi sonucu istediğinizi (işe dönüş, tazminat ya da ikisi) baştan düşünmeniz görüşmeden en iyi verimi almanızı sağlar.

Sık yapılan hatalar

  • Fesih bildiriminin tebliğ tarihini ve zarfını saklamamak.
  • Arabuluculuk son tutanağının tarihini not etmeyip iki haftalık dava süresini kaçırmak.
  • Kesinleşen karardan sonra işverene yazılı başvuru yapmamak.
  • Önceden ödenen kıdem ve ihbar tazminatı belgelerini saklamamak.

Kaynaklar

  1. 4857 sayılı İş Kanunu, m. 19-22, 32, 41
  2. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 2, 3, 6, 7, 8
  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 317 ve 318
  4. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A

Videolar

Patron Şirket Telefonundaki WhatsApp’ını Okudu ve Seni Kovdu: Yapabilir mi? — video kapak görseli

Patron Şirket Telefonundaki WhatsApp’ını Okudu ve Seni Kovdu: Yapabilir mi? · 6 dk

Videonun metni

Saat dokuz kırk. Bir mesaj atıyorsun: “Haldun Bey toplantıyı yine akşam altıya koymuş. Adamın saçı yok, vicdanı da yok.”

Grupta herkes gülüyor. Üç tane kahkaha, bir tane “aynen”.

Ertesi sabah İnsan Kaynakları’ndan Pınar Hanım yazıyor: “Murat Bey, bir dakika odama gelebilir misiniz?”

Kurumsal hayatta “bir dakika odama gelir misin” kadar uzun süren bir dakika yoktur.

Masada telefonun duruyor. Şirket telefonu. Ekranda grubun adı: Mesai Mağdurları.

Peki patron, şirket telefonundaki WhatsApp’ını okuyabilir mi? Okuduysa, bunun için seni kovabilir mi? Gel, baştan alalım.

Murat, Ataşehir’de bir plazada çalışıyor. Yirmi üçüncü kat. Manzara güzel, maaş… manzara güzel.

İşe başladığı gün eline bir telefon verdiler: “Şirket hattı, sınırsız internet. Müşteriler seni buradan arayacak.”

Türk insanı sınırsız internet görünce ne yapar? Önce WhatsApp’ı kurar. Sonra annesini ekler. Sonra “Kuzenler” grubu gelir, sonra halı saha, sonra “Mesai Mağdurları”.

Altı ay sonra o telefon artık şirket telefonu değil, Murat’ın hayatı. Dedikodu, düğün davetiyesi, annesinden her sabah çiçekli “hayırlı cumalar”… salı günü.

Bir gün telefon yavaşlıyor. Bilgi işlem: “Bırak abi, güncelleme yapacağız.”

Her şirketin bir bilgi işlemdeki Serkan’ı vardır. Serkan her şeyi görür ama hiçbir şey söylemez. Bu sefer söylüyor.

Telefon Serkan’dan Haldun Bey’e, Haldun Bey’den İnsan Kaynakları’na gidiyor. Ve ertesi sabah: “Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış nedeniyle iş sözleşmeniz feshedilmiştir.”

Murat eşyalarını topluyor. Amerikan filmlerindeki gibi karton kutu yok. Bir market poşeti, bir kupa, bir de doğum gününde aldıkları kaktüs.

Şimdi asıl soru: Telefon şirketin. Hat şirketin. Fatura şirketin. O zaman mesajlar da şirketin mi?

Hayır. Telefon şirketin olabilir. Ama içindeki konuşma senin.

Anayasa, özel hayatın gizliliğini ve haberleşmenin gizliliğini korur. Haberleşmenin gizliliğine, hâkim kararı ya da kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri olmadan dokunulamaz.

Haldun Bey hâkim değil. Serkan hiç değil.

Borçlar Kanunu da işverene bir sınır çizer: İşveren, işçinin kişisel verilerini ancak işe yatkınlığıyla ilgili ya da sözleşmenin ifası için zorunlu olduğu ölçüde kullanabilir.

Kuzenler grubundaki düğün fotoğrafları bu ölçünün içinde değil.

Mahkemeye gelince: Hukuka aykırı elde edilen deliller, bir olayın ispatında dikkate alınamaz. Patron mesajı nasıl ele geçirdiğini açıklayamıyorsa, elindeki ekran görüntüsü çok şey kaybeder.

Haberlere yansıyan bir kararda Yargıtay da şirket telefonundaki özel yazışmaların okunup fesih gerekçesi yapılmasını özel hayatın ihlali saydı. İşçi lehine verilen tazminat kararı onandı.

Ama bir dakika. “Telefon şirketin, her şey serbest” ne kadar yanlışsa, “her şey yasak” da o kadar yanlış.

İşveren, iş için verdiği cihazı denetleyebilir. Önemli olan şunlar: Seni önceden bilgilendirdi mi? Özel kullanım yazılı olarak yasaklanmış mıydı? İnceleme ölçülü müydü, yoksa Serkan sabaha kadar grup mu okudu?

Yani her dosyada sonuç aynı çıkmaz. Ama kural açık: Telefonun sahibi olmak, içindeki hayatın sahibi olmak demek değildir.

Diyelim ki sen Murat’sın. Poşet elinde, kaktüs koltuğunun altında. Şimdi ne yapacaksın?

Önce fesih bildirimini yazılı iste ve sakla. İşveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve sebebini açık ve kesin biçimde belirtmek zorunda.

Sonra iş güvencene bak. Otuz veya daha fazla işçi çalışan bir işyerinde, en az altı aydır, belirsiz süreli sözleşmeyle çalışıyorsan, işveren geçerli bir sebebe dayanmak zorunda. Bunu ispat etmek de ona düşer.

Ve en önemlisi: takvim. İşe iade istiyorsan, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalısın. Anlaşma çıkmazsa, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde iş mahkemesi.

Bir ay dediysek, “bayram var, sonra bakarız” ayı değil. Takvim ayı.

Kazanırsan ne olur? Fesih geçersiz sayılırsa işveren seni bir ay içinde işe başlatmak zorunda. Başlatmazsa en az dört, en çok sekiz aylık ücretin tutarında tazminat öder. Ama sen de kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurmalısın.

Kıdem ve ihbar tazminatı için de önce arabulucu. Arabulucuya gitmeden açılan dava usulden reddedilir. Özel hayatının ihlal edildiğini düşünüyorsan manevi tazminat talebini de ayrıca belirtmelisin.

Sinirle telefondaki her şeyi silmeyeceksin. Deliller korunmalı.

Ve intikam için Haldun Bey’in telefonunu karıştırmayacaksın. Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek suçtur, hapis cezası var. Bir anda mağdurken sanık olursun. Bu kariyer değişikliği değil.

Haberdeki karar özetini de kendi dosyana birebir yapıştırma. Şirketin telefon politikası, seni bilgilendirip bilgilendirmediği, her şey sonucu değiştirir.

Peki ders ne? Patronun kel olduğunu söylememek mi?

Hayır. Ders şu: Şirket telefonu iş içindir. Özel hayatın için kendi telefonun var. Ve özel hayatın, şirketin demirbaş listesinde değil.

Bir de… o grubun adını değiştir. “Mesai Mağdurları” biraz fazla belli ediyor.

Bu hikâye temsilîdir. Genel bilgidir; hukuki görüş değildir. Süreler işliyorsa beklemeden bir avukata danış.

İK “imzala, formalite” dedi: İşten çıkarıldım, işe iade mi tazminat mı? — video kapak görseli

İK “imzala, formalite” dedi: İşten çıkarıldım, işe iade mi tazminat mı? · 8 dk

Videonun metni

“Emre abi... kart yanmadı. Seni İK'ya çağırıyorlar.” “İK mı? Sabahın dokuzunda? Zam olsa öğleden sonra söylerlerdi.”

“Gel Emre, otur. Su ister misin? Peçete?” “Sevim Hanım, masada peçete varsa ben bu odadan ağlayarak çıkıyorum demektir.”

“Emre'ciğim...” “Emre'ciğim dediyseniz bitti. Altı yıldır bana Emre bile demediniz, depo diyordunuz.”

“Bak, şirket olarak küçülmeye gidiyoruz.” “Geçen ay üç tane yeni kahve makinesi aldınız. Kahve makinesi büyüyor, ben mi küçülüyorum?”

“Şuraya bir imza at, haklarını eksiksiz alacaksın. Sadece kendi isteğimle ayrılıyorum yazıyor. Formalite.” “Benim kendi isteğim maaş günü, Sevim Hanım. O da ayda bir.”

“Bir de şu var: ibraname. Hiçbir alacağın kalmadığını yazıyor. İmzalarsan bugün biter. İmzalamazsan... uzun sürer.”

“Kuzenim yazmış: Sakın bir şey imzalama! Bir de: Ama ben daha ikinci sınıfım, emin değilim.” “Hangi bölüm?” “Hukuk.” “Hangi sınıf?” “İkinci.” “Hah. İmzala.”

Kalem havada. Emre imzalasın mı? Bu sahne bu sabah kaç İK odasında yaşanıyor, bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz: o masadaki iki kâğıdın her biri ayrı bir tuzak olabilir.

Çünkü işten çıkarılan biri için asıl soru şu: İşe iade mi isteyeceğim, tazminat mı? Ve bu sorunun cevabını, o odada atılacak tek bir imza değiştirebilir. Gel, baştan alalım.

İlk kâğıt: Kendi isteğimle ayrılıyorum. Kulağa formalite gibi geliyor. Ama bu cümle, işten çıkarılmayı istifaya çevirir.

İstifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatı alamaz, işe iade de isteyemez. Yani Sevim Hanım'ın formalite dediği şey, aslında elindeki bütün kozlar.

Bizde formalite, büyük bir hakkın küçük bir imzayla gittiği anın adıdır. Tıpkı çay içmeye geliyoruz cümlesinin aslında kız istemeye geliyoruz demek olması gibi: herkes ne olduğunu bilir, ama kimse adını koymaz.

İkinci kâğıt: ibraname. Hiçbir alacağım kalmadı diyen belge. Necdet Bey'in en sevdiği kâğıt.

Ama Borçlar Kanunu burada çok net. İşçinin ibranamesi dört şartı taşımak zorunda: yazılı olacak; iş sözleşmesi bittikten sonra en az bir aylık süre geçmiş olacak; alacağın türü ve miktarı açıkça yazılacak; ödeme eksiksiz ve banka aracılığıyla yapılacak.

Bu şartları taşımayan ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Çıkış günü, daha sözleşme biter bitmez İK masasında imzalatılan bir ibraname, bir ay şartını zaten taşıyamaz. Yani Necdet Bey'in uzattığı kâğıt, büyük ölçüde kâğıttan ibaret.

Peki şirket küçülüyor demek, birini işten çıkarmaya yeter mi? Cevap: Olabilir. Ama söylemek yetmez.

İş Kanunu'na göre işveren, işe iade kapsamındaki bir işçiyi ancak geçerli bir sebeple çıkarabilir: işçinin yeterliliği, davranışları ya da işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri. Küçülme bu son gruba girer; ama gerçek olmalı ve işe gerçekten yansımalı.

Usul de var: Fesih yazılı yapılır ve sebebi açık, kesin yazılır. Sebep davranışın ya da verimin ise önce savunman alınır. Ve en önemlisi: Geçerli sebebi ispat etmek işverenin işidir, senin değil.

Bir de bizim şirketlerin klasiği var: Biz burada bir aileyiz. Bu cümle kurulduysa dikkat. Çünkü ailede mirası her zaman en son duyan sen olursun. Payına düşen de genelde bir koli.

Ama işe iade herkese açık bir kapı değil. Dört şartı var.

İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışacak. Senin en az altı aylık kıdemin olacak. Sözleşmen belirsiz süreli olacak. Ve sen, işyerinin bütününü yöneten, işe alıp çıkarma yetkisi olan bir işveren vekili olmayacaksın.

Emre'nin depoda seksen kişiyle altı yılı var; kapı açık. Peki otuzdan az işçi varsa? O zaman işe iade yok. Ama fesih hakkı kötüye kullanılmışsa, bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat gündeme gelir. Kıdem ve ihbar ise ayrıca konuşulur.

Şimdi en kritik kısım: saat. Fesih bildirimi sana tebliğ edildiği gün kum saati döner.

Bir ay içinde, işe iade talebiyle arabulucuya başvurman gerekiyor. Doğrudan mahkemeye gidersen davan usulden reddedilir; çünkü bu davalarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

Bir ay kulağa uzun geliyor. Ama bizde bir ay, hallederiz abi ile abi biraz yoğunduk arasındaki süredir. Ve hayır, avukat kuzenimin sınavları vardı bir mazeret değil.

Arabulucu masasında anlaşırsanız, kanun üç şeyin açıkça yazılmasını ister: işe başlama tarihi, boşta geçen sürenin ücreti ve diğer hakların parasal miktarı, işe başlatılmazsan ödenecek tazminatın miktarı. Bunlar yazılmazsa anlaşma sağlanamamış sayılır.

Anlaşamazsanız, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırsa özel hakeme de gidilebilir.

Bu dava ivedilikle görülür; istinafa gidilirse bölge adliye mahkemesi kesin olarak karar verir. Yani Yargıtay kapısında yıllarca bekleme yok. Ama ivedi kelimesinin adliyedeki anlamı, kargodaki aynı gün teslimat kadar esnektir.

Diyelim mahkeme feshin geçersiz olduğuna karar verdi. Top yeniden sende.

Kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işverene başvurup işe başlamak istediğini bildirmek zorundasın. Bu başvuruyu yapmazsan fesih geçerli sayılır.

İşveren seni bir ay içinde işe başlatmazsa, en az dört, en çok sekiz aylık ücretin tutarında tazminat öder. Buna ek olarak, karar kesinleşene kadar çalıştırılmadığın süre için en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakların ödenir.

İşe başlatılırsan, peşin ödenen bildirim ücreti ve kıdem tazminatı bu ödemeden düşülür. Kısacası kanun işverene şunu söylüyor: Ya işine geri al, ya da göndermenin bedelini öde.

İşe iade istemesen de hakların bitmiyor. İşveren belirsiz süreli sözleşmeyi bildirim süresi vermeden feshederse ihbar tazminatı doğar.

Bu süreler kıdemine göre iki, dört, altı ya da sekiz haftadır; Emre gibi üç yıldan fazla çalışan için sekiz hafta. Kıdem tazminatının hesabı ve ödeme süresi ise ayrı bir konu; ayrıntısı açıklamadaki yazıda.

Bir de e-Devlet'teki çıkış kodun var. O iki haneli sayı, işsizlik maaşı başvurusundan tazminat tartışmasına kadar karşına çıkar. Yanlış kod girildiyse bunu da arabulucu masasına taşı.

Şimdi o odaya geri dönelim ve yapılmayacakları sayalım.

Anlamadığın kâğıdı imzalama. Fesih yazısını iste ve sakla. Bir ayı kaçırma. Arabulucuyu atlayıp doğrudan mahkemeye gitme. Kazanırsan on işgünü süresini kaçırma.

Ve son olarak: Hukuk ikinci sınıftaki kuzenin ne kadar haklı çıkarsa çıksın, dosyan için ona değil, bir avukata danış.

Peki Emre ne yaptı? Kalemi masaya bıraktı, fesih yazısını istedi ve aynı hafta, bir aylık süre dolmadan arabulucuya başvurdu.

“Necdet Bey, fesih şirket küçüldüğü için mi yapıldı?” “Aynen öyle.” “Peki dosyadaki bu üç kahve makinesi faturası?” “Onlar... motivasyon için.”

Masada üç şey tek tek yazıldı: işe başlatma tarihi, boşta geçen sürenin ücreti ve işe başlatılmazsa ödenecek tazminat. Necdet Bey işe başlatmamayı seçti ve anlaşmadaki tazminatı ödedi.

“Sevim Hanım, peçeteyi masaya bırakıyorum. Sıradaki pazartesi lazım olur.”

Kısacası: İşten çıkarıldığın gün imzaladığın her kâğıt, sonraki bir ayın kaderini belirler. Bir ay içinde arabulucu, anlaşamazsan iki hafta içinde dava, kazanırsan on işgünü içinde başvuru.

Ve unutma: Pazartesi sabahı İK masasında peçete varsa, kalem yine de senin elinde.

Bu hikâye temsilîdir; kişiler ve olaylar kurgudur. Genel bilgidir; hukuki görüş değildir.

Hukuk Rehberi YouTube kanalı · Genel bilgidir; hukuki görüş değildir.

Kısa sorular ve cevaplar

İşe iade talebiyle arabulucuya ne kadar süre içinde başvurmalıyım?

Fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebep geçerli olmadığı iddiasıyla, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundasınız. Tebliğ tarihini ve zarfı saklayın.

Arabulucuda anlaşamazsak işe iade davasını ne kadar sürede açmalıyım?

Arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Süre kısadır; son tutanağın tarihini not edin ve dilekçeye ekleyin.

Arabulucuya gitmeden doğrudan işe iade davası açarsam ne olur?

Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

İşe iade davasında feshin geçerli olduğunu kim ispatlar?

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fesih nedenini gösteren belgeleri ve yazışmaları saklayın.

İşe iade davasında verilen karara karşı temyiz yolu açık mı?

Hayır. 4857 sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca açılan fesih bildirimine itiraz davalarında verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamaz. İstinaf yolu ise kanunda öngörülen süre ve usullerle kullanılabilir.

İşe iade davasını hangi mahkemede açarım?

Bu uyuşmazlıklara iş mahkemeleri bakar. Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesidir. İş mahkemesi kurulmamış yerlerde dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Basit yargılamada davaya cevap süresi ne kadardır?

Basit yargılama usulünde cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler. Deliller dilekçelerle birlikte açıkça bildirilmelidir.

Mahkeme feshi geçersiz sayarsa işveren ne yapmak zorunda kalır?

Feshin geçersizliğine karar verildiğinde işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Başlatmazsa işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

İşe iade davası süresince çalıştırılmadığım dönem için ücret alır mıyım?

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığınız süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklar ödenir. Dönemin hesabında dava tarihindeki ücret esas alınır.

İşe iade kararı kesinleşince işverene ne zaman başvurmalıyım?

İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Başvurmazsa işverence yapılmış fesih geçerli sayılır; başvuruyu kanıtlanabilir bir yolla yapın.

Avukat bul: avukata ulaşma yolları

Dayanaklar

Genel bilgidir; hukuki görüş değildir.

İş ve çalışma: bütün sorular ve rehberler · Bütün yazılar