Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurmuş olmak dava şartıdır (7036 sayılı Kanun m. 3). Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır (4857 sayılı Kanun m. 32); arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer iş mahkemesidir (m. 6).
Bu yazı iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğun nasıl işlediğini, hangi davalarda şart olduğunu, son tutanağın önemini, ilk toplantıya katılmamanın sonuçlarını, anlaşma ve işe iade anlaşmasında yazılması gerekenleri, ücret alacağında zamanaşımı ve kesilme kurallarını, iş mahkemelerinin görev ve yetkisini, ispat yükünü ve delil sunma kurallarını anlatır.
Bu yazıda
- Hangi davalardan önce arabuluculuk zorunlu?
- Arabuluculuğa başvuru: büro, arabulucu seçimi, süre
- Toplantıya katılmama ve yargılama giderleri
- Anlaşma, son tutanak ve işe iade anlaşması
- Ücret alacağında zamanaşımı
- Mahkeme, yetki ve kanun yolu
- İspat ve deliller
- Kaynaklar
Hangi davalardan önce arabuluculuk zorunlu?
Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında da aynı hüküm uygulanır. Hüküm yalnızca işçi için değil, işveren için de geçerlidir: İşveren de işçiye karşı tazminat davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorundadır (7036 sayılı Kanun m. 3). Başvurmadan dava açılırsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir.
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk dava şartı olarak uygulanmaz. Ücret alacakları ve diğer işçilik alacakları ise arabuluculuk kapsamındadır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; noksanlık giderilebiliyorsa tamamlanması için kesin süre verir, giderilmezse dava usulden reddedilir (HMK m. 114 ve 115). Arabuluculuk basamağı ve ilk toplantı konusunda Anayasa Mahkemesi kararları için arabuluculuk ilk toplantıya katılmama yazımıza bakabilirsiniz.
Arabuluculuğa nasıl başvurulur?
- Başvuru yeri: Karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna başvurulur. Karşı taraf birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yerindeki büroya başvurulabilir. Büro kurulmayan yerlerde görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne başvurulur.
- Yetki itirazı: Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunarak büronun yetkisine itiraz edebilir; arabulucu bu yetkiyi kendiliğinden dikkate alamaz. İtiraz kabul edilirse kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir.
- Arabulucunun belirlenmesi: Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir.
- Süre: Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Sonunda anlaşma olsa da olmasa da son tutanak düzenlenir.
- Temsil: Taraflar görüşmelere bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. Avukatsız katılmak mümkündür.
- Ücreti ödeyemeyenler: Adli yardıma ihtiyaç duyan taraf, arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabilir (6325 sayılı Kanun m. 13).
İlk toplantıya katılmazsanız
Geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
Anlaşma, son tutanak ve gizlilik
Taraflar arabuluculuk sonunda anlaşırsa, aksi kararlaştırılmadıkça arabuluculuk ücreti taraflarca eşit şekilde karşılanır; anlaşma işe iade talebi için yapılmışsa ücret, belirlenen tazminat ve ücret toplamı esas alınarak hesaplanır. Anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz (6325 sayılı Kanun m. 18); bu yüzden anlaşma belgesinde ücret ve diğer hakların kapsamını açıkça yazdırın.
Davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır; eklenmezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir, bu süre içinde sunulmazsa dava usulden reddedilir. Belge arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır; taraflarca imzalanmazsa sebebi belirtilmek suretiyle yalnızca arabulucu tarafından imzalanır (6325 sayılı Kanun m. 17). Arabulucu, aksi kararlaştırılmadıkça kendisine sunulan bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür (m. 4); tarafsızdır ve daha sonra bu uyuşmazlıkla ilgili açılan davada taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez (m. 9). Tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde arabulucu bir çözüm önerisinde bulunabilir; öneriyi kabul etmek zorunda değilsiniz.
Dava açıldıktan sonra arabuluculuk
Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde yargılama, mahkemece üç ayı geçmemek üzere ertelenir; bu süre tarafların birlikte başvurusu üzerine üç aya kadar uzatılabilir (6325 sayılı Kanun m. 15). Arabuluculuk; tarafların anlaşması, arabulucunun daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunu tespit etmesi, taraflardan birinin faaliyetten çekildiğini bildirmesi, tarafların anlaşarak sona erdirmesi veya uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının tespiti hâllerinde sona erer (m. 17).
İşe iade anlaşmasında neler yazılmalı?
İşçinin işe başlatılması konusunda anlaşılırsa işe başlatma tarihi, çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer hakların parasal miktarı ve işe başlatılmama hâlinde ödenecek tazminatın parasal miktarı belirlenmelidir; aksi hâlde anlaşma sağlanamamış sayılır. İşçi, anlaşmada kararlaştırılan tarihte işe başlamazsa fesih geçerli hâle gelir ve işveren yalnızca bunun hukuki sonuçlarından sorumlu olur (4857 sayılı Kanun m. 21). İşe başlama tarihini ve işverenin işe başlatma yükümlülüğünü yazılı olarak net belirleyin.
Zamanaşımı: ücret alacağında ne kadar süreniz var?
Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır (4857 sayılı Kanun m. 32). Borçlar Kanunu da ücret gibi dönemsel edimleri beş yıllık zamanaşımına bağlar. Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar; muaccel olması bir bildirime bağlıysa, süre bu bildirimin yapılabileceği günden başlar ve başlangıç günü hesaba katılmaz (TBK m. 149 ve 151).
- Kesilme: Alacaklı dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurursa ya da icra takibinde bulunursa zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa da zamanaşımı kesilir; borç senetle ikrar edilmişse veya mahkeme kararına bağlanmışsa yeni süre on yıldır (TBK m. 154 ve 156).
- Arabuluculuk: Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (7036 sayılı Kanun m. 3). Başvuru tarihini ve son tutanak tarihini belgeleyin.
- Def'i: Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161). Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur (m. 152).
- Ev hizmetlileri: Hizmet ilişkisi süresince ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur (m. 153).
- Yetkisiz mahkeme: Dava; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması ya da vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir (m. 158).
Hangi mahkeme, nerede?
İş mahkemeleri, işçi ile işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığına bakar; ayrıca SGK veya İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik uyuşmazlıkları gibi kanunda sayılan davalar da görev alanındadır (7036 sayılı Kanun m. 5). Yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir; davalı birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu kurallara aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. İş kazasından doğan tazminat davalarında iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m. 6). İş uyuşmazlıklarının süresi hakkında iş davası ne kadar sürer yazımıza bakabilirsiniz.
- SGK'ya karşı dava: Sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç, dava açılmadan önce SGK'ya başvurulması zorunludur; başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır (m. 4).
- Hizmet tespit davası: Zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebiyle işveren aleyhine açılan davalarda dava Kuruma resen ihbar edilir; Kurum davaya ferî müdahil olarak katılır (m. 4).
- Kanun yolu: Süre, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar. İşveren tarafından toplu iş sözleşmesi veya işyeri düzenlemeleri uyarınca verilen disiplin cezalarının iptali davalarında verilen kararlar hakkında, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla temyiz yoluna başvurulamaz (m. 7 ve 8).
- Kanunda hüküm yoksa: İş Mahkemeleri Kanununda hüküm bulunmayan hâllerde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır (m. 9).
İspat yükü ve deliller
İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir; kanuni bir karineye dayanan taraf yalnızca karinenin temelini oluşturan vakıayı ispatla yükümlüdür (HMK m. 190). Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir; işyerinde çalışan diğer kişiler de taraf olmadıkları sürece tanık gösterilebilir. Tanıkların adını, adresini ve hangi vakıaya tanıklık edeceğini dilekçede açıkça belirtmek gerekir. Basit yargılama usulünde taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmek, ellerindeki delilleri dilekçelerine eklemek zorundadır; iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla başlar (HMK m. 318 ve 319).
Sık yapılan hatalar
- Arabulucuya başvurmadan dava açmak ve davanın usulden reddedilmesini göze almak.
- Son tutanağı dilekçeye eklemeyi unutmak.
- Geçerli mazeret olmadan ilk toplantıya katılmamak.
- Anlaşma belgesinde ücret ve diğer hakların kapsamını net yazdırmamak.
- Delilleri dilekçeye eklememek veya tanık bilgilerini eksik vermek.
