Kanunda bugün yoksulluk nafakası için bir bitiş süresi yoktur; nafaka alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden, fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat hâllerinde mahkeme kararıyla sona erer (TMK m. 175 ve 176). Anayasa Mahkemesi “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir ve o tarihe kadar mevcut kural uygulanır. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ise kural olarak çocuk ergin olunca biter (TMK m. 328).
Bu yazı üç nafaka türünün ne zaman başlayıp bittiğini, Anayasa Mahkemesinin süresiz nafaka kararını ve mevcut nafakalara etkisini, nafakanın kendiliğinden veya dava ile kalktığı hâlleri, ÜFE ve TÜFE artışını, artırım, azaltma ve kaldırma davalarını ve işsizlik, emeklilik ya da ölüm hâlinde ne olacağını anlatır.
Bu yazıda
- Hangi nafaka ne kadar sürer?
- Süresiz nafaka kalktı mı? Anayasa Mahkemesi kararı
- Mevcut nafakalar 30 Haziran 2027'de ne olacak?
- Yoksulluk nafakası hangi hâllerde biter?
- İştirak nafakası ne zaman biter?
- Nafaka artışı: ÜFE mi TÜFE mi?
- Nafaka artırım, azaltma ve kaldırma davası
- İşsizlik, emeklilik, yeniden evlenme ve ölüm
- Sık yapılan hatalar
- Ne zaman avukata ihtiyaç duyulur?
- Kaynaklar
Hangi nafaka ne kadar sürer?
Nafakanın süresi türüne göre değişir: tedbir nafakası dava süresince, iştirak nafakası kural olarak çocuğun erginliğine kadar, yoksulluk nafakası ise kanundaki sona erme sebeplerinden biri gerçekleşinceye kadar ödenir.
- Tedbir nafakası: Boşanma davası açılınca hâkimin davanın devamı süresince eşlerin geçimi ve çocukların bakımı için kendiliğinden aldığı geçici önlemdir (TMK m. 169). Boşanma kararı kesinleşince sona erer; mahkeme yoksulluk veya iştirak nafakasına hükmetmişse ödeme bu yeni karara göre devam eder. Evlilik devam ederken ayrı yaşama hâlinde de parasal katkı istenebilir (TMK m. 197). Ayrıntılar için tedbir nafakası yazımıza bakabilirsiniz.
- İştirak nafakası: Velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır (TMK m. 182). Ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK m. 328). Erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar; evlenme de kişiyi ergin kılar (TMK m. 11).
- Yoksulluk nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşe, diğer eşin malî gücü oranında ödenir (TMK m. 175). Kanunun bugünkü metni nafakanın “süresiz olarak” istenebileceğini söyler.
Aynı ilamda hem eşe hem çocuğa nafaka bağlanmış olabilir. Hangi tutarın kime ait olduğunu ilamın hüküm kısmından ayrı ayrı kontrol edin; çünkü sona erme ve değişme kuralları farklıdır.
Süresiz nafaka kalktı mı? Anayasa Mahkemesi kararı
Anayasa Mahkemesi, TMK m. 175'in birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla iptal etmiştir; karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve iptalin 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır (Resmî Gazete).
Bu kararın anlamı şudur:
- 30 Haziran 2027'ye kadar kural değişmemiştir. Bu tarihe kadar mahkemeler TMK m. 175'i bugünkü metniyle uygular. Yeni açılan davalarda da yoksulluk nafakası süre sınırı olmadan bağlanabilir.
- İptal kararları geriye yürümez. Anayasa'ya göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir ve iptal kararları geriye yürümez (Anayasa m. 153). Bu nedenle kesinleşmiş nafaka kararları iptal kararı yüzünden kendiliğinden düşmez.
- Kanun koyucuya süre tanınmıştır. İptal kararının yürürlüğe girişi ertelendiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, ortaya çıkan boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşür (Anayasa m. 153). Ekim 2026 sonunda basında, nafaka düzenlemesinin 13. Yargı Paketi'ne alınmadığı ve yeniden çalışılacağı bildirildi. 31 Ekim 2026 itibarıyla TMK m. 175'i değiştiren bir kanun Resmî Gazete'de yayımlanmamıştır.
- İptal yalnız yoksulluk nafakasını ilgilendirir. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ile dava süresince ödenen tedbir nafakası bu kararın konusu değildir.
Kararın gerekçesi ve karşı oylar için Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka kararı yazımıza bakabilirsiniz.
Mevcut nafakalar 30 Haziran 2027'de ne olacak?
Mevcut nafakalar o tarihte kendiliğinden kesilmez; ödemeyi kendi başınıza durdurursanız birikmiş nafaka için icra takibi ve tazyik hapsi riskiyle karşılaşırsınız (İİK m. 344).
30 Haziran 2027'den sonra hâkimlerin yeni kararlarda nafakaya süre koyup koyamayacağı, hangi ölçütleri kullanacağı ve eski kararların değiştirilmesinin hangi yolla isteneceği, Meclis'in yapacağı düzenlemeye ve yargı uygulamasına bağlıdır. Bugün için kesin olan şudur: nafaka ödeyen kişi, kanundaki sebeplerden biri gerçekleşmişse veya koşullar değişmişse mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılmasını ya da azaltılmasını isteyebilir (TMK m. 176). Bu yol, iptal kararından bağımsız olarak bugün de açıktır.
Örnek: Yıllar önce boşanmış ve aylık nafaka ödeyen bir kişi, 30 Haziran 2027'yi beklemek yerine, eski eşinin düzenli ve yeterli bir gelire kavuştuğunu belgeleyebiliyorsa bugün kaldırma veya azaltma davası açabilir. Gelir artışı yoksulluğu ortadan kaldıracak düzeyde değilse mahkeme nafakayı kaldırmak yerine azaltmayı tercih edebilir.
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde biter?
Yoksulluk nafakası iki hâlde kendiliğinden, üç hâlde mahkeme kararıyla sona erer (TMK m. 176).
- Kendiliğinden biter: Nafaka alacaklısı yeniden evlenirse veya taraflardan biri ölürse. Ayrıca dava açmak gerekmez; ancak evlenme veya ölümü nüfus kaydıyla belgelemek, icra dosyasında itiraz için gereklidir.
- Mahkeme kararıyla biter: Alacaklı evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşıyorsa, yoksulluğu ortadan kalkmışsa veya haysiyetsiz hayat sürüyorsa. Bu hâllerde ödeme, kaldırma kararı verilinceye kadar devam etmelidir.
Nafakayı ödeyen kişinin yeniden evlenmesi, kanunda sona erme sebebi olarak sayılmaz. Bu durum yalnızca yeni bir aile kurulmasıyla malî gücün değişmesi nedeniyle azaltma talebine konu olabilir (TMK m. 176). Kanundaki hâlleri tek tek gösteren ayrıntılı bir anlatım için yoksulluk nafakası yazımıza bakabilirsiniz.
İştirak nafakası ne zaman biter?
İştirak nafakası, çocuk ergin olunca, yani on sekiz yaşını doldurunca veya evlenince sona erer (TMK m. 11 ve 328).
- Eğitim devam ediyorsa: Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürüyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erinceye kadar ona bakmakla yükümlüdür (TMK m. 328). Uygulamada bu talep, iştirak nafakasının kendiliğinden devamı olarak değil, ergin çocuğun kendisi tarafından ileri sürülen ayrı bir istem olarak görülür.
- Kız veya erkek çocuk farkı yoktur: Kanun cinsiyete göre farklı bir süre öngörmez.
- Velayet değişirse: Çocuk diğer ebeveynin yanına geçer ve velayet değiştirilirse nafaka yükümlüsü de değişebilir; bu, mahkemeden durumun değiştiği gerekçesiyle istenir (TMK m. 331).
- Velayetin kaldırılması: Velayeti kaldırılan ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü devam eder (TMK m. 350).
Çocuk nafakasının miktarı, davası ve ödeme zamanı için iştirak nafakası yazımıza bakabilirsiniz.
Nafaka artışı: ÜFE mi TÜFE mi?
Kanun belirli bir endeks öngörmez; hâkim, istem hâlinde irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK m. 176, 182 ve 330).
- Kararda artış şartı varsa: Nafaka, kararda yazılı yöntemle her yıl kendiliğinden artar. Uygulamada kararlar çoğunlukla Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) veya Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık değişimine bağlanır. Hangi endeksin, hangi ay verisinin ve hangi tarihten itibaren uygulanacağı, kararın hüküm fıkrasında nasıl yazılmışsa öyledir.
- Kararda artış şartı yoksa: Nafaka kendiliğinden artmaz. Artış için mahkemeye başvurup artırım davası açmak gerekir (TMK m. 176 ve 331).
- Güncel oran: Endeks değişimleri her ay Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanır. Artış oranını hesaplarken karardaki endeksin, karardaki döneme ait yıllık değişimini kullanın.
Kararda yazılı artış uygulanmadan ödeme yapılırsa aradaki fark birikir ve icra takibiyle istenebilir. Ödeme yapan taraf, her yıl artış dönemini takvime not etmelidir.
Nafaka artırım, azaltma ve kaldırma davası
Tarafların malî durumu değişirse veya hakkaniyet gerektirirse nafaka artırılabilir ya da azaltılabilir; çocuk nafakasında hâkim, durumun değişmesi hâlinde nafakayı yeniden belirler veya kaldırır (TMK m. 176 ve 331).
- Mahkeme: Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177). Davaya aile mahkemesi bakar.
- Usul: Her çeşit nafaka davası basit yargılama usulüne tabidir (HMK m. 316). Mahkeme tahkikatı, ilk duruşma dışında kural olarak iki duruşmada tamamlar ve duruşmalar arasındaki süre bir aydan uzun olamaz; zorunlu hâllerde hâkim gerekçe göstererek bu süreyi aşabilir (HMK m. 320).
- Deliller: Artırımda çocuğun okul, sağlık ve barınma giderleri ile karşı tarafın gelir artışı; azaltma veya kaldırmada gelir kaybı, işsizlik, yeni bakım yükümlülükleri ya da alacaklının gelir kazanması belgelenir.
- Başlangıç tarihi: Uygulamada artırılan veya azaltılan miktar kural olarak dava tarihinden itibaren uygulanır. Bu yüzden değişiklik gerektiren durum ortaya çıkınca davayı geciktirmemek gerekir.
Artırım davasının pratik ayrıntıları için nafaka artırım davası yazımıza bakabilirsiniz.
İşsiz kaldım, emekli oldum veya yeniden evlendim: nafaka düşer mi?
Hayır; bu durumların hiçbiri nafakayı kendiliğinden düşürmez, ancak malî durumun değiştiği gerekçesiyle azaltma veya kaldırma davası açılabilir (TMK m. 176 ve 331).
- İşsizlik: Dava açılıp karar verilinceye kadar nafaka borcu işlemeye devam eder. Borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmışsa, icra mahkemesi ileri sürülen sebepleri göz önünde tutarak tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonuna bırakabilir (İİK m. 344). Bu, borcu ortadan kaldırmaz.
- Emeklilik: Sosyal Güvenlik Kurumunun bağladığı gelir ve aylıklar kural olarak haczedilemez; ancak nafaka borçları bu yasağın dışındadır (5510 sayılı Kanun m. 93). Yani emekli aylığından nafaka için kesinti yapılabilir.
- Borçlunun ölümü: İrat biçimindeki yoksulluk nafakası, taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar (TMK m. 176). Ölüm tarihine kadar birikmiş ve ödenmemiş nafaka ise terekenin borcudur; mirası reddetmeyen mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olur (TMK m. 599).
- Alacaklının çalışmaya başlaması: Sigortalı bir işe girmek tek başına nafakayı kaldırmaz; gelirin yoksulluğu ortadan kaldırıp kaldırmadığına mahkeme karar verir (TMK m. 176).
Nafaka ödenmezse izlenecek adımlar için nafaka ödenmezse ne olur yazımıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- İptal kararını “nafaka bitti” diye okumak: İptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girer ve mevcut kararları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
- Taslak haberlerine göre ödemeyi kesmek: Resmî Gazete'de yayımlanmamış bir metin hukuken bağlayıcı değildir.
- Yoksulluk nafakası ile iştirak nafakasını karıştırmak: İptal kararı çocuk nafakasını etkilemez.
- Fiili birliktelik iddiasıyla ödemeyi durdurmak: Bu sebep ancak mahkeme kararıyla nafakayı kaldırır.
- Kararda artış şartı olmadığı hâlde her yıl kendiliğinden artış beklemek: Bunun için artırım davası gerekir.
- Artış şartını uygulamayı unutmak: Ödenmeyen fark birikir ve takip konusu olur.
- Elden ödeme yapmak: Ödemeyi ispat etmek zorlaşır; banka yoluyla ve açıklamalı ödeyin.
Ne zaman avukata ihtiyaç duyulur?
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması için gelir ve yaşam değişikliğinin ispatı gerekir; fiili birliktelik gibi iddialar tanık ve kayıtlarla kanıtlanır. Birden fazla nafaka kalemi, yurt dışındaki bir taraf, icra takibi veya 30 Haziran 2027 sonrasına ilişkin planlama söz konusuysa dosyanızı bir avukata inceletmek, hatalı bir adımın borç ve tazyik hapsi riskine dönüşmesini önler.
Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 11, 169, 175-177, 182, 197, 328-331, 350, 599
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 153
- Anayasa Mahkemesinin 4/6/2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı Kararı, Resmî Gazete, 30 Eylül 2026, sayı 33386
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 316, 320
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 344
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 93
